HAKAN KOÇAR YAZDI:"9 EYLÜL"

9 EYLÜL

Takvimler 9 Eylül 1922’yi gösteriyordu.

İzmir’de sabah başka doğmuştu o gün.

Üç yıldır işgal altındaki bir şehir, yıllardır hasret kaldığı bir sese kulak kabartıyordu.

Atların nal sesleri…

Türk süvarileri İzmir’e giriyordu.

Bu yalnızca bir ordunun bir şehre girişi değildi.

Bu, bir milletin “Buradayım!” deyişiydi.

9 Eylül, İzmir’in kurtuluşudur.

Ama sadece İzmir’in değil…

Bir milletin yeniden ayağa kalkışının ve “Anadolu’da kalıyorum” diye

haykırışının tarihidir.

***

1919'da İzmir işgal edildiğinde, şehirde büyük bir acı yaşandı.

15 Mayıs sabahı Yunan askerleri İzmir’e çıktı.

O gün ve sonrasındaki günlerde yaşananlar, Millî Mücadele’nin ateşini daha da büyüttü.

Hasan Tahsin’in ilk kurşunu, belki savaşın sonucunu değiştirmemişti. Ama bir milletin susmayacağını da göstermişti.

O kurşun, namludan çıkıp tarihe girdi.

Sonra Anadolu ayağa kalktı.

Köylerden kasabalara…

Dağlardan ovalara…

Cephelerden cephelere…

İnsanlar ellerinde ne varsa onunla mücadele etti.

Kimi tüfeğini aldı.

Kiminin elinde yalnızca kazması vardı.

Kimi cepheye gitti.

Kimi evinde kalan son ekmeğini, içliğini, çorabını, çarığını askere gönderdi.

Kadınlarımız kağnılarla cephane taşıdı.

Çocuklarımız büyümeden büyümek zorunda kaldı.

Ve bir millet, yokluk içinde var olmayı öğrendi.

***

26 Ağustos 1922…

Büyük Taarruz başladı.

30 Ağustos…

Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı.

Sonra o meşhur emir geldi:

“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

Türk ordusu ilerledi.

Durmaksızın, insanüstü bir güçle ilerledi.

Afyon’dan Uşak’a…

Uşak’tan Alaşehir’e…

Salihli'ye, Turgutlu'ya...

Manisa’dan İzmir’e…

Bir taraftan vatan toprakları kurtarılıyor, diğer taraftansa düşmanın çekilirken yakıp yıktığı şehirlerimiz söndürülmeye, insanlarımıza yardım edilmeye çalışılıyordu.

***

Ve sonunda…

9 Eylül.

İzmir…

Kahraman ordumuzun İzmir’i kurtarmasını bekleyen İzmirli kadınlar, bir gece öncesinden sandıklarında beklettikleri kırmızı beyaz kumaşlarından yıldızlar, hilaller kesip, bayraklar dikiyordu.

O gün İzmir’de Türk bayrağı yeniden dalgalandı.

Bir şehir yeniden nefes aldı.

Anadolu nefes aldı…

***

Bugün 9 Eylül.

Aradan tam 104 yıl geçti.

İzmir büyüdü.

Türkiye değişti.

Dünyanın düzeni de değişti belki.

Ama bazı tarihler asla eskimez.

Çünkü o tarihler bir milletin hafızasıdır.

9 Eylül de öyledir.

İzmir’in kurtuluşunu kutlarken aslında yalnızca bir şehrin kurtuluşunu kutlamıyoruz.

Yokluk içinde direnenleri…

Cepheye koşanları…

Evladını askere gönderip arkasından dua eden anneleri…

Kağnısının başında cephane taşıyan kadınları…

Süngüsüyle, tüfeğiyle, yüreğiyle savaşan Mehmetçiği…

Ve bağımsızlıktan başka bir gelecek kabul etmeyen bir milletin iradesini hatırlıyoruz...

***

Bir de şunu unutmamak gerekir:

İzmir'e giren Türk ordusu, yalnızca düşmanı kovmak için gelmedi.

Bir ülkenin bağımsızlığını yeniden ilan etmek için geldi.

Çünkü İzmir işgal edildiğinde mesele yalnızca İzmir değildi.

Mesele vatandı.

Mesele hürriyetti.

Mesele, bir milletin kendi toprağında kendi geleceğine karar verip veremeyeceğiydi.

İşte 9 Eylül bunun cevabıdır.

Hem de çok açık bir cevap:

Bu millet, esareti kabul etmez. Hiçbir zaman da etmeyecektir…

***

Özgürlük pahalı bir değerdir. Çünkü kazanılması çok zordur.

Ve bedeli unutulursa, değeri de unutulur.

Bu yüzden İzmir’in gökyüzünde dalgalanan bayrağa bakıp düşünmek gerek.

“Bu bayrak buraya nasıl geldi?” diye sormak gerek.

Cevabı 9 Eylül’dedir.

Cevabı Afyon’da…

Dumlupınar’da…

Sakarya’da…

İnönü’de…

Anadolu’nun isimsiz köylerinde…

Ve daha nice yerde yatmaktadır.

***

Bugün ay yıldızlı bayrağımız hâlâ İzmir’in üzerinde, Anadolu’nun her yerinde dalgalanıyorsa bunun sebebi ödenen bedeldir.

O bayrağın altında yaşayan herkesin, o günleri hatırlaması için, unutmaması için ve en önemlisi özgürlüğün kendiliğinden gelmediğini bilmesi için yazdığım “EYÜP / ZAFERE DOĞRU” romanım kısmet olursa önümüzdeki hafta çıkıyor.

Bir eğitimci, bir yazar, bir gazi torunu ve ülkesini çok seven Türk oğlu Türk olarak yapabileceğimi yapmaya çalıştım.

Üzerinde yaşadığım topraklar için, vatanım için, ülkem ve geleceğimiz çocuklarımız için yapmaya da devam edeceğim…

***

İzmir’in kurtuluşu kutlu olsun.

9 Eylül kutlu olsun.

Bu topraklar için can verenlerin ruhu şad olsun.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Millî Mücadele'nin bütün kahramanlarının aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

Bazı zaferler yalnızca kazanılmaz.

Nesilden nesile emanet edilir.

Emanete sahip çıkmak görevimizdir...

HAKAN KOÇAR

8 MART KADINLARIN GÜNÜ

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KADININ ADI VAR