HOŞGÖRÜ

HOŞGÖRÜ

Bakmakla görmek arasında dağlar var diyor bir düşünür. Bakmakla görmek…

Yeryüzündeki insan yaşamının sosyalleşmesinde, barışın süreğenleşmesinde, kültürlerarası paylaşımda hep bu mantıktır olması gereken.

Bakmakla görmek.Diğer bir deyişle “HOŞGÖRÜ”…

Ve o insanlık ki hiçbir devirde ihtiyaç duymamış başka bir şeye,“Hoşgörü” denen en sağlıklı insan davranışına ihtiyaç duyduğu kadar.

Çünkü hoşgörü insan yaşamının özü ve insanlar arasındaki ilişkilerin de temelidir.

M.Ö. 9. yüzyılda yaşamış, hakkında tapınak yazıtlarındaki öğütlerinden başka hiçbir bilgi olmayan Xentıus adlı bir düşünür bakın ne güzel tanımlamış bu güzel bakış açısını : “Gürültü patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun, bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten ol. Telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver”.Yalnızca üç bin yıl önce mi muhtaç olmuş insanlık hoşgörüye ?...

Xentıus’tan ikibin yıl sonra hoşgörü ustası Mevlana diyor ki: “Ben insanların ayıplarını gören gözlerimi kör ettim. Sen de onlara benim gibi iyi gözle bak. Kavga ve dövüş ortamının tek ve en güçlü doğuş sebebi sevgi eksikliğidir. Bunun en doğru tedavi yolu ise sevgiyi aramak, yaşamak, uygulamaktır. Hoşgörülü olursanız seversiniz. Sevilirsiniz. Karar verirseniz ve de bu yolda çalışırsanız her şeye ulaşırsınız !”

Ve günümüze biraz daha yaklaşalım isterseniz:

“Hoşgörü, uygarlığın biricik sınavıdır.” diyor Arthur Helps.

Dikkat edin lütfen, her çağda ve her toplumda daima ama daima ihtiyaç duyulmuş “hoşgörü” denen hazineye… Çünkü hoşgörü yeryüzündeki kültürlerarası çeşitliliği, inanç farklılıklarını ve bunları ifade ediş biçimlerini kabul etmek, insanı sadece insan olarak görmek, ona insan olmasından ötürü saygı göstermek demektir.

Günümüzde insan hakları adı altında uluslar arası sözleşmelere giren bakış açısının temelinde de “hoşgörü” yatmaktadır.

O, despotizmi ve dogmatizmi reddeden insan hakları savaşçısıdır…

O, hemen herkesin ulaşmayı arzuladığı en büyük erdemdir…

O, bunca arzulayana rağmen, kendisini sadece yürekten isteyenlerin ve kendilerini başkalarının yerine koyanların kazanabildiği hazinedir…

Özlediğimiz, istediğimiz, beklediğimiz, çok uzaklarda aradığımız;

ama sadece yüreğimizin içinde olan bir hazine…

HAKAN KOÇAR

ETİKETLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 MART KADINLARIN GÜNÜ