HAKAN KOÇAR YAZDI: "FENOMEN ÇAĞINDA LİYAKATİN CENAZESİ"

FENOMEN ÇAĞINDA LİYAKATİN CENAZESİ

Bugün yaşadığımız çürümüşlük bir sabah uyandığımızda ortaya çıkmadı. Bu, yıllardır ilmek ilmek örülenlerin bir sonucudur. Bir binanın temeli çürürse üst katların sağlam kalmasını bekleyemezsiniz. Biz de şu an tam olarak bunu yaşıyoruz. Değerler aşındı, emek ucuzladı, liyakat “gereksiz detay” muamelesi görmeye başladı. Sonra da şaşırıyoruz: “Toplum neden bu halde?”

Bir düşünün… Öğretmenler, doktorlar, mühendisler. Yani bu ülkenin beyni, omurgası olan, yıllarca okumuş, dirsek çürütmüş insanlar… Eskiden “çocuğum doktor olsun” diye dua edilirdi, şimdi “yurt dışına kaçsın” diye. Öğretmen sınıfta öğrencisine sabırla bir şey anlatmaya çalışıyor ama sosyal medyada bir fenomen tek bir video ile öğretmenin aylık maaşını kazanıyor. Genç hangisini örnek alır sizce?

Okumanın karşılığı yok algısı bilinçli biçimde yayıldı. “Okudum da ne oldu?” cümlesi artık bir isyan değil, bir slogan haline geldi. Barınma sorunu, gelecek kaygısı, hayallerde kalan hayaller! Üniversite mezunu genç, ailesinin evinde hâlâ çocukluğuna dönmüş halde. Hayalleri küçülmüş, beklentileri sıfırlanmış. Umut vermek yerine korku aşılayan sistemsel bir paradoksun içindeyiz.

Öte yandan popüler kültür sahnesine bakıyoruz. Kim idol? Şiddetle sorun çözen karakterler. Hukuku bypass eden “kabadayı” tipler… Dizilerde adam vuruyor, tehdit ediyor, racon kesiyor… Üstelik toplumdan alkış alıyor. Sosyal medyada “kolay yoldan zengin oldum” hikâyeleri trend. Kimse “10 yıl çalıştım, biriktirdim” demiyor. Emek sıkıcı, sabır demode.

Sonuç? Liyakat eriyor, adalet zayıflıyor. İnsanlar artık hakkını aramak yerine sesi daha çok çıkan kazanır sanıyor. Trafikte korna, sokakta kavga, “vay bana yan baktın” diyerek çıkan saldırılarda ziyan olan canlar, iş yerinde mobbing… Şiddet gündelik hayatın parçası oldu. Çünkü sistem bize şunu öğretti: Güçlüysen haklısın.

Ama asıl soru şu: Bu ülke böyle mi kalkınacak? Bilgiyi hor görerek mi? Emeği küçümseyerek mi? Gençlere “git kurtul” mesajı vererek mi?

Çürümenin panzehiri belli aslında. Yeniden çalışmayı, üretmeyi, alın terini yüceltmek. Hak edene hakkını vermek. Liyakati yeniden yüce bir değer haline getirmek. Çocuğa “fenomen ol” değil, “bir işe yarar insan ol” demek. Çünkü başka türlü bu hikâyenin sonu iyi bitmez.

Temeli çürük bina, eninde sonunda çöker.

HAKAN KOÇAR

8 MART KADINLARIN GÜNÜ

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KADININ ADI VAR