BİR 19 MAYIS YAZISI

GENÇLİĞE ÖZÜR…

Sevgili Gençlik !

Okuyamamış binlercenizin sanayi sitelerinde ucuz işgücü olarak çalıştırıldığı, onbinlercenizin yüzüne eğitim sisteminin sonucunda üniversite kapılarının kapatıldığı, üniversite mezunu olabilen binlercenizin de işsizlikle boğuştuğu zamanda her şeye rağmen; ülkemizin istiklâlini simgeleyen 19 Mayıs’ın sizlere armağan edilmesinin yıldönümünü kutluyoruz. Üzerinden geçen onca yıla rağmen, sizleri ne yazık ki sadece 19 Mayıs’larda allı pullu sözlerle hatırlamaya devam ediyoruz.

Sevgili Gençlik !

Sözümüz sizleri asla ve asla üzmesin, kızdırmasın, yıldırmasın…Sizi çok ama çok seviyoruz. Yıllar öncesinde kendimizin de genç olduğunu unutmuş olsak da, duygularınızın duygularımız olduğunu hatırlamıyor olsak da ve başarabileceğinize güvenemesek de, sizi çok ama çok seviyoruz. Ve sizleri ne çok sevdiğimizi göstermek için her 19 Mayıs’ta övüyor, övüyoruz…

Biliniz ki aslında kendimizden korkuyoruz. Biliniz ki sizleri geleceğe hazırlamaktaki tembelliğimizin, üstümüze karabasan gibi üşüşmesinden korkuyoruz. Aslında sizi; okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan, renksiz, ruhsuz, amaçsız, mat bir yaşamda kaygılarınızla baş başa bırakmış olmanın travmasını yaşıyoruz.

Sevgili Gençlik !

Ülkemizin büyük kurtarıcısı, eşsiz lider Mustafa Kemal Atatürk’ün size olan sonsuz güveninin onda biri kadar sizlere güvenebilseydik ve laf üretmek yerine yapıcı, geliştirici, kalıcı projeler üretebilseydik eğer; bugün siz de ülkemiz de çok daha ileri bir konumda olacaktınız inanın…

Ne demişti büyük kurucu hatırlayınız: “Türkiye Cumhuriyeti’nin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk'ten çok geriydi.Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin!.. Bu belli. Fakat zekânı unut!.. Daima çalışkan ol...”

Sevgili Gençlik!

Sizleri yetiştirmekteki affedilmez ihmalimiz için özür diliyoruz. Dilimizi adam gibi kullanmayı öğretemediğimiz için özür diliyoruz. Kültürümüzü, tarihimizi bilinçli bir şekilde kavratamadığımız için özür diliyoruz. Kafanızı bilim, teknoloji, sanat yerine safsatalarla doldurduğumuz için özür diliyoruz.

Sevgili Gençlik!

Her şeye rağmen bayramınız kutlu olsun…

HAKAN KOÇAR

ETİKETLER

8 MART KADINLARIN GÜNÜ

YAZARIN DİĞER YAZILARI