HAKAN KOÇAR YAZDI: "TURİSTİ MİSAFİR DEĞİL, AV GÖRÜRSEK…"


TURİSTİ MİSAFİR DEĞİL, AV GÖRÜRSEK…
Eskiden insanlar "dünyayı gezmek" derdi.
Oysa şimdi dünya insanın cebine sığdı.
Telefonundan biletini alıyor, otelini seçiyor, haritaya bakıyor, uçağa biniyor. Sabah İstanbul'da kahvaltı eden biri, akşam Roma'da pizza yiyebiliyor. Tokyo'da yaşayan biri Kapadokya'nın gün doğumunu seyretmeyi hayal ediyor. Kanada'daki emekli çift, Ege kıyılarında yürümeyi planlıyor.
Dünya küçüldü.
Mesafeler kısaldı.
Rekabet büyüdü.
Artık turist, "gidecek yer" aramıyor.
"Güvenilir yer" arıyor.
"Güler yüzlü yer" arıyor.
"Kazıklanmayacağı yer" arıyor.
Ve en önemlisi...
"Tekrar gelmek isteyeceği yer" arıyor.
***
Türkiye'nin elinde Allah vergisi bir hazine var.
Üç tarafı deniz.
Dört mevsim.
Binlerce yıllık tarih.
Hititlerden Osmanlı'ya uzanan medeniyetler.
Dağlar, yaylalar, göller, mağaralar, antik kentler, inanç merkezleri...
Bir Avrupa ülkesinin yüz yılda oluşturamayacağı zenginlik, bu topraklarda binlerce yıldır duruyor.
Böyle bir ülke için turizm, sadece tatil değildir.
Turizm; dövizdir.
İstihdamdır.
Üretimdir.
Esnafın kepengini açabilmesidir.
Çiftçinin ürününü satabilmesidir.
Balıkçının ağıdır.
Şoförün direksiyonudur.
Rehberin ekmeğidir.
Kısacası...
Turizm, bacasız sanayidir.
Hem de en temizlerinden biri.
***
Ama...
Biz bazen bacasız sanayiyi, dumanı tüten mangala çeviriyoruz.
Turist gelir gelmez hesap makinesi çalışıyor.
Bir çayın fiyatı üç kat.
Bir şezlongun bedeli akıl dışı.
Bir top dondurma küçük servet.
Restoranda menüyü gören turist, yemeği değil hesabı düşünüyor.
Beach denilen yerlerde güneş ücretsiz ama gölgesi ücretli.
Otopark ayrı.
Havlu ayrı.
Su ayrı.
Nefes almak yakında paket programa bağlanırsa kimse şaşırmasın.
Sadece yabancı turist mi?
Hayır.
Kendi vatandaşımız da aynı muameleyi görüyor.
Tatile çıkan aile, dönüşte denizin rengini değil kredi kartı ekstresini hatırlıyor.
Çünkü bazı işletmeler müşteri değil...
Av görüyor.
Turisti misafir değil...
Yolunacak kaz görüyor.
Oysa kaz bir kere yolunur.
Turist ise memnun kalırsa her yıl gelir.
Üstelik yanında başkalarını da getirir.
***
Turizm sadece otel değildir.
Kültürdür.
Disiplindir.
Ahlaktır.
Temizliktir.
İşte tam burada başka bir gerçekle karşılaşıyoruz.
Çevre...
Çevreyi korumak bizde hâlâ bir eğitim meselesi değil.
Vicdan meselesi de olamadı.
Ne yazık ki cehaletin kültürü oldu.
Piknik bitiyor.
Poşet olduğu yerde.
Şişe olduğu yerde.
İzmarit olduğu yerde.
Plastik olduğu yerde.
Arabanın camı açılıyor.
Çöp dışarı.
Sanki doğa belediyenin temizlik işçisi.
Denizler çöplük.
Dereler çöplük.
Ormanlar çöplük.
Koylar çöplük.
Şelaleler çöplük.
Sonra da dönüp...
"Turist niye gelmiyor?" diye soruyoruz.
Gelir mi?...
Evine misafir çağıran biri önce salonunu temizler.
Biz bazen ülkenin en güzel salonlarını bile temiz tutamıyoruz.
***
Turist sadece manzaraya bakmaz.
Sokağa bakar.
İnsanına bakar.
Tuvaletine bakar.
Fiyatına bakar.
"Dolandırılır mı?" diye bakar.
Kendini güvende hissediyor mu diye bakar.
Sonra döner ülkesine.
Ve konuşur.
Bugünün reklamı artık broşür değildir.
İnsanların birbirine anlattıklarıdır.
Bir yabancının sosyal medyada yazdığı iki satır, milyonlarca liralık reklama bedeldir.
Bir kötü deneyim ise yıllarca silinmez.
***
Turizm; otel yapmak değildir.
Turizm; güven inşa etmektir.
Turizm; dürüst ticaret yapmaktır.
Turizm; temiz sokaktır.
Turizm; gülen yüzdür.
Turizm; "bir daha gelmeliyim" dedirtebilmektir.
Çünkü dünyanın küçüldüğü çağda insanlar artık ülke seçmiyor.
Deneyim seçiyor.
Hatıra seçiyor.
Saygı seçiyor.
***
Türkiye'nin kaynağa değil, bakış açısına ihtiyacı var.
Daha çok beton değil, daha çok bilinç.
Daha yüksek fiyat değil, daha yüksek kalite.
Daha fazla reklam değil, daha fazla güven...
Turisti kaz gibi yolarak zengin olunmaz.
Bir sezon kazanırsınız.
Sonraki sezonu kaybedersiniz.
Ama turisti misafir gibi ağırlarsanız...
O yalnız gelmez.
Ailesini getirir.
Arkadaşını getirir.
Ülkesinde sizin reklamınızı yapar.
Ve işte o zaman turizm, gerçekten bacasız sanayi olur.
Çünkü turizmin sermayesi beton değildir.
İnsandır.
Ve insanın en güzel sermayesi de dürüstlüktür.
HAKAN KOÇAR
8 MART KADINLARIN GÜNÜ
YAZARIN DİĞER YAZILARI
