NEDEN ÇINARALTI ?

HAKAN KOÇAR

2010 yılının ilk aylarındaydı. Yerel gazetelerde eğitimle ilgili haftalık yazılar yazıyor, kitap editörlüğü yaparak bazı yazarlara da yardımcı oluyordum.

Geçmişten gelen dergicilik tecrübemiz vardı. Kocaeli kültür sanat yaşamında etkili olan ve bu etkililiğini uzun süre sürdüren SİYAH-BEYAZ Kültür-Sanat-Edebiyat dergisinin editörü, yazarı, etkinlik organizasyonlarının gönüllü hamalı; bir bakıma her işine koşturanıydım.

Aradan geçen zamanda ekonomik engeller vs. derginin kapanmasına yol açsa da içimizde dergicilik ateşi asla sönmemişti.

İşte böyle bir zamanda sevgili Can Drahor arkadaşımın teklifiyle Kocaeli'nin Kültür ve Sanat hayatına yön verecek yeni bir dergi oluşumu içimizdeki koru yeniden harlamıştı.

Can arkadaşımın yoğun çabasına bizler de katkı sunarak yepyeni bir dergi oluşturduk. Kocaeli Kültür-Sanat dünyasında doğan bu yeni bebeğimizin adı ÇINARALTI idi.

Önce "Çınar" olarak düşünülen isim, geçmişin Çınaraltı Dergisinin adını da devam ettirebilmek ve Türk toplumunun kültür, sanat , edebiyat hayatına büyük katkıları olan efsane isimleri de yad edebilme fikriyle, benim teklifim üzerine ÇINARALTI adına dönüştü.

Kare şeklinde, kapak renkli iç sayfaları ise siyah beyaz olarak tasarlanmış, farklı, ilgi çekici bir formatla ilk sayımızı yayınlamıştık.

İlk sayımızı elden ele insanlara, kurumlara ,okulların öğretmen odalarına kadar ulaştırmıştık. Böylesine özel ve böylesine güzel bir dergiyi yayınlayabilmenin gururunu taşıyorduk. 2010 Kocaeli Kitap Fuarına katılımımızla büyük bir de sükse yapmıştık.

Fakat zaman çarkını yine döndürmüş, ülkenin ekonomik koşulları, insanımızın okuma alışkanlıklarının her geçen gün yok olması, dergi için reklam veren sayısının azalması, sanal platformların yaygınlaşması ve benzer pek çok sebeple kare formatlı, mürekkep kokulu, şirin dergimizi beşinci sayıdan sonra kapatmak zorunda kalmıştık. Çok değerli Can Drahor arkadaşımın bütün çabasına, maddi manevi her türlü uğraşına rağmen durum ortadaydı. Çınaraltı bizden daha çok O’nun evladıydı…

Bizler için acı veren bir durumdu, ama elimizden bir şey gelmiyordu. Sonra her birimiz kendi yolumuzda ilerledik. Ben daha sonra KOZ dergisinde ve Koz İnternet Haber gazetesinde bir süre köşe yazıları yazmaya devam ettim. Ama yürekte öyle bir kor kalıyor ki bunu ancak bu işin içinde olanlar bilir…

Uzun süredir aklımda olan bir düşünceydi, ÇINARALTI KÜLTÜR SANAT acaba yeniden doğabilir miydi?..

Elbette zaman o kadar hızlı akıyor, teknoloji o kadar hızlı ilerliyordu ki… İnsanlar sanal alemin, internetin büyüsüne kapılmışlar, ellerinde telefonlar, önlerinde ekranlarla o sayfadan bu sayfaya akıp duruyorlardı. Okuma alışkanlıkları da bu şekilde değişmişti…

Kafamda çakan şimşek beni de bu yola girmeye, internet üzerinden uzun soluklu bir Kültür-Sanat-Edebiyat gazetesi çıkarmaya yöneltti. O halde gecikmenin de manası yoktu…

Çalıştık, çabaladık ve şu an gördüğünüz siteyi beğeninize sunduk. Elbette böyle kalmayacak kendini sürekli geliştirecek. Yeni kalemler de katılacak aramıza. Günlük değişen kültür, sanat, etkinlik haberleriyle, edebiyat üzerine yazılar, şiirler ve fotoğraf sanatından karelerle her daim kültür ve sanat hayatının içinde olacağız.

Misyonumuz belli;

“SANAT OLMADAN FİKİRLER İFADE EDİLEMEZ. KÜLTÜR OLUŞUMU SANATIN VARLIĞIYLA KENDİNİ BULUR. BİZ TÜRK TOPLUMUNDA KÜLTÜR VE SANAT DEĞERLERİNİ YAYGINLAŞTIRMAK İÇİN VARIZ”

Related Stories

You didn’t come this far to stop.

Predict the future by creating it

You didn’t come this far to stop.

Predict the future by creating it