HAKAN KOÇAR GEÇMİŞİNİ ÖZLEYENLER İÇİN YAZDI


İÇİNDEN TREN GEÇEN ŞEHİR…
Geçtiğimiz gün uzun zamandır yapmak isteyip de yapamadığım bir şeyi yaptım ve şehrimin sokaklarını doya doya yürüyerek gezdim. Her sokakta, her kaldırımda biriktirdiğim çocukluk ve gençlik anılarımı gözümün önüne getirerek seyrettim şehrimi. Ve sevgiyle saygıyla andım geçmişte kalan benim İzmit’imi.
Biliyor musunuz çok özlemişim o içinden tren geçen şehrimi… İnsanımın neredeyse dörtte birinin Seka’lı olduğu, Fevziye Camii’nin önünde güvercinlere yem attığım şehrimi özlüyorum. Fethiye caddesinde aşağı yukarı yürüyen insanların neredeyse yarısının birbirleriyle selamlaştığı, Kalyoncuların kara fırınından mis gibi ekmek kokularının yayıldığı şehrimi özlüyorum. Saygının eski bir kilim parçası gibi ardiyelere atılmadığı, yüreklerde sarılıp sarmalandığı şehrimi özlüyorum. İzmit Lisesi-Sanat Okulu rekabetinin spor salonlarında kıyasıya yaşandığı ama arkadaşlığın baki kaldığı İzmit’im seni özlüyorum.
28 Haziranlarda Bağçeşme Namazgahında okunan mevlid sonrası,ellerinde tabakları etli pilav dağıtılırken bekleşen insanlarının sana ve kurtuluşuna dua okudukları İzmit…
Ey!.. sevdalarımızın, hayallerimizin, umutlarımızın, kavgalarımızın şehri seni çok özledim. Şimdi teknolojiyle birlikte kargaşaya yenilmiş şehir, sen benim İzmit’im misin?
Sözlerim yanlış anlaşılmasın sakın…
Ben şehrimin giydiği elbiselere, süslenmesine, püslenmesine karşı değilim asla. Hangi evlat bağrından çıktığı anasına kötü söz edebilir ki?...
Çağ değişiyor, insanlar değişiyor, teknoloji gelişiyor. Gelişen teknoloji tıpkı insanlar gibi şehirleri de değiştiriyor, kendine uyduruyor. Ama teknoloji bu gelişim esnasında zarar da veriyor. Yeni kendini ortaya çıkarırken, eskinin güzelliklerini de yok edip götürüyor. Zamanla gürültü, çevre ve hava kirliliği, trafik karmaşası içinden çıkılmaz bir hal alıyor. O diri, o gencecik kız görünümlü güzelim şehirler; her yanı buruşmuş, kamburu çıkmış yaşlı ninelere dönüşüyor. Ne kadar makyajlanırsa makyajlansın, ne kadar boyanırsa boyansın içindeki o gençlik ruhu yitip gidiyor.
Şehirlerin de bir ruhu, bir kimliği vardır. O kimlik, o ruh yüzyıllar boyu kültürlerin üst üste katmasıyla yaşayanların bir şeyler eklemesiyle oluşur. Tarih vardır içinde, mimari vardır, hoşgörü ve dostluk vardır. Hepsi şehrin güzelliklerine anlam katar. Ne yazık ki ben sevgili şehrimin ruhunu kaybettiğini, kaybettirildiğini düşünenlerdenim.
Gençliğini yitiren şehrin içler acısı halini kimilerimiz kanıksasa da; bendeniz gibi düşünen evlatları ister istemez yüreklerinde acı bir özlemle o güzelim şehirlerini arar oluyor.
Ben özlüyorum eski İzmit’imi. İçinden tren geçen güzelim şehrimi çok özlüyorum. Ve diyorum ki ey bu şehri yönetenler !
Lütfen bundan sonra yapılacak olanlar şehre kimliğini kaybettirmesin.
HAKAN KOÇAR
ETİKETLER
YAZARIN DİĞER YAZILARI