EĞİTİMCİ, ŞAİR, YAZAR TURAN KAYIKÇI'NIN YAZISI: "CILAVUZ BULUŞMASI"
11/26/2025
CILAVUZ BULUŞMASI
Her yıl geleneksel hale gelen Cılavuz buluşmasının 2026 yılı buluşman adresi; 4-8 Mayıs günleri arasında Balıkesir Bandırma’da Eken Presteş Otel yapıldı. Berat Polatel arkadaşımızın uhdesinde gerçekleşen buluşmamız, otelde ufak tefek eksikliklere rağmen genelde beklentileri karşılaması bakımından önemliydi.
Sanki çocukluğumuza ve gençliğimize bir tünel kazmış gibiydik. Alıcı kuşlar gibi uçarıydık. Üç gün boyunca her sabah kahvaltı sonrası başlayan sohbetlerin ardı arkası kesilmeden devam ediyordu. Bandırma sahilinde yürüyüşler ise sohbet etmenin bir başka tadıydı. Akşam yemeğinden sonra org ve akordeon eşliğinde halay çekme, türküler ve şiirler söylemek, Cılavuz’da akşam etütleri arasında türkü çığırıp halay çekmek gibi bir şeydi. Üç günlüğüne belki derdi, tasayı unutup hasret giderdik. Belki hüzünlerimizi, acılarımızı bir süreliğine unuttuk. Telefonlarımız üç günlüğüne sustu belki. Ya da üç gün için anı biriktirdik. Resimler çektirdik boy boy anımsamak için.
Şair Can Yücel aşağıdaki şiiri bizler için mi yazmıştı sanki.
“ Ömür dediğin üç gündür.
Dün geldi geçti yarın meçhuldür.
O halde ömür bir gündür
O da bugündür”
Üstat, geçmişin bittiğini, geleceğin meçhul olduğunu ifade ediyor. Gerçek olanın içinde bulunulan “an” ın olduğunu vurgulamak istiyor. O anı yaşıyorduk işte. Üç günlük buluşma bir teneffüs arası gibi geldi. Soluklandık, ülkede zor koşullar da olsa gülümsedik. Bolca kahkaha atmadık belki, anı yaşamak güzeldi.
Çoğumuz iş yaşamından emekli olmuştuk. Ne var ki hayattan henüz emekli olamamıştık. Çünkü öğretmendik, aydındık, içimizde yazar ve şairler de vardı. Ülke sorunlarına duyarlıydık. Her sorunun barış ve kardeşlik içinde çözüleceğine inanırdık. Çünkü Cılavuz kültüründe bu vardı. Gala gecesi bir başka muhteşemdi. Bayan sanatçının söylediği türkülerle bir halay bitmeden diğeri başlıyordu. Bu güzellikler bizlere yakışıyordu arkadaşlar. Çünkü Cılavuz’da kimimiz altı kimimiz yedi yıl okuduk. Ancak hiçbir ayrımla karşılaşmadık. Aşkı, sevdayı, kardeşliği, dayanışmayı, yardımlaşmayı orda öğrendik.
Günün sonunda yaşamın gerçeğiyle yüzleşmek vardı. Nitekim yaşam her kulvarda devam ediyordu. Ömrümüz çağlandı artık. Olgunlaşma dönemi çoktan geçti. Torunlarımıza rehber olmanın uğraşındayız artık.
Özetle; Geleneksel hale gelen Cılavuz buluşmaları hoş bir seda bırakmaktı ufuklarda. Konuştuk dertleştik, dertleştik konuştuk. Her türlü sorundan azade o çocuksu ve kıskançsız günlerimizin anılarıyla yaşadık. Sanki gökyüzünde mavi bulutlarda koşan çocuklar gibi şendik.
CILAVUZ BULUŞMASI
Her yıl geleneksel hale gelen Cılavuz buluşmasının 2026 yılı buluşman adresi; 4-8 Mayıs günleri arasında Balıkesir Bandırma’da Eken Presteş Otel yapıldı. Berat Polatel arkadaşımızın uhdesinde gerçekleşen buluşmamız, otelde ufak tefek eksikliklere rağmen genelde beklentileri karşılaması bakımından önemliydi.
Sanki çocukluğumuza ve gençliğimize bir tünel kazmış gibiydik. Alıcı kuşlar gibi uçarıydık. Üç gün boyunca her sabah kahvaltı sonrası başlayan sohbetlerin ardı arkası kesilmeden devam ediyordu. Bandırma sahilinde yürüyüşler ise sohbet etmenin bir başka tadıydı. Akşam yemeğinden sonra org ve akordeon eşliğinde halay çekme, türküler ve şiirler söylemek, Cılavuz’da akşam etütleri arasında türkü çığırıp halay çekmek gibi bir şeydi. Üç günlüğüne belki derdi, tasayı unutup hasret giderdik. Belki hüzünlerimizi, acılarımızı bir süreliğine unuttuk. Telefonlarımız üç günlüğüne sustu belki. Ya da üç gün için anı biriktirdik. Resimler çektirdik boy boy anımsamak için.
Şair Can Yücel aşağıdaki şiiri bizler için mi yazmıştı sanki.
“ Ömür dediğin üç gündür.
Dün geldi geçti yarın meçhuldür.
O halde ömür bir gündür
O da bugündür”
Üstat, geçmişin bittiğini, geleceğin meçhul olduğunu ifade ediyor. Gerçek olanın içinde bulunulan “an” ın olduğunu vurgulamak istiyor. O anı yaşıyorduk işte. Üç günlük buluşma bir teneffüs arası gibi geldi. Soluklandık, ülkede zor koşullar da olsa gülümsedik. Bolca kahkaha atmadık belki, anı yaşamak güzeldi.
Çoğumuz iş yaşamından emekli olmuştuk. Ne var ki hayattan henüz emekli olamamıştık. Çünkü öğretmendik, aydındık, içimizde yazar ve şairler de vardı. Ülke sorunlarına duyarlıydık. Her sorunun barış ve kardeşlik içinde çözüleceğine inanırdık. Çünkü Cılavuz kültüründe bu vardı. Gala gecesi bir başka muhteşemdi. Bayan sanatçının söylediği türkülerle bir halay bitmeden diğeri başlıyordu. Bu güzellikler bizlere yakışıyordu arkadaşlar. Çünkü Cılavuz’da kimimiz altı kimimiz yedi yıl okuduk. Ancak hiçbir ayrımla karşılaşmadık. Aşkı, sevdayı, kardeşliği, dayanışmayı, yardımlaşmayı orda öğrendik.
Günün sonunda yaşamın gerçeğiyle yüzleşmek vardı. Nitekim yaşam her kulvarda devam ediyordu. Ömrümüz çağlandı artık. Olgunlaşma dönemi çoktan geçti. Torunlarımıza rehber olmanın uğraşındayız artık.
Özetle; Geleneksel hale gelen Cılavuz buluşmaları hoş bir seda bırakmaktı ufuklarda. Konuştuk dertleştik, dertleştik konuştuk. Her türlü sorundan azade o çocuksu ve kıskançsız günlerimizin anılarıyla yaşadık. Sanki gökyüzünde mavi bulutlarda koşan çocuklar gibi şendik.
TURAN KAYIKÇI
cinaraltikultursanat@gmail.com