TURAN KAYIKÇI YAZDI: "8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ "
2/17/2025
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ
8 Mart 1857 yılında New York'ta binlerce dokuma işçisi kadınların insani mesai süreleri, eşit işe eşit ücret, sendikal hakları talebiyle başlattıkları mücadelede güvenlik güçlerinin müdahalesinin ardından çıkartılan yangında 129 kadın hayatını kaybetmiştir. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, emekçi kadınların haklarını elde etmek uğruna can verdikleri bir mücadeleyi simgeler. Bu nedenle, 8 Mart bir kutlama günü değil, kadınların, hak mücadelesini anma, ayrımcılığa, şiddete karşı çıkma günüdür.
Birleşmiş Milletler Örgütü 16 Arlık 1977 tarihinde 8 Mart’ı Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul etmiştir. Ülkemizde 1921 tarihinde kutlanmaya başlasa da, 1977 tarihinden itibaren kadınlar bu günü mücadele günü olarak anmaktadır.
Kadınlar 8 Mart anma günlerinde hep mor rengi kullanmayı tercih ederler, çünkü mor renk adalet ve saygınlığı temsil eder.
Her ne kadar ülkemizde kadınların çalışma yaşamına ilişkin sorunlar henüz istenilen biçim de çözülmüş diyemeyiz. Özellikle ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde kadınlarımız eş seçme hakkını çoğu kez kullanmamaktadır. Bir kısmı hala töre cinayeti denilen ilkel anlayışa terk edilmiş durumda ne yazık ki. Her kadınlar gününde şair
Hayrettin Geçkin’in şu dizelerini anımsar ve gözlerime buğulu bir sızı iner. “Kadınlardan biri vardı ki/ O beni hiç aldatmadı anamdı/ Ne sevgisini aldı götürdü benden/ Ne de mal mülk bıraktı”
Kadınlarımız koklanmaya layık birer çiçektir. Çiçekler doğayı nasıl bezeyip süslüyorsa kadınların konu olduğu şiirlerde bizlere abıhayat tadı vermektedir. O nedenle kadınsız yaşamı düşünmek yaşamı yok saymaktır.
Büyük Türk Şairi Nazım HİKMET, Anadolu Kadınını yaşamı erkeğiyle nasıl paylaştığını ne güzel dile getirmiş. “Ve kadınlar bizim kadınlarımız/ Korkunç ve mübarek elleri/ ince küçük çeneleri, kocaman gözleriyle/ Anamız, avradımız, yârimiz/ Ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen/ ve soframızdaki yeri/ Öküzümüzden sonra gelen/Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız/ Ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki/ ve karasabana koşulan/ ve ağıllarda ışıltısında tere saplı bıçakların/ Oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar/ bizim kadınlarımız.”
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ
8 Mart 1857 yılında New York'ta binlerce dokuma işçisi kadınların insani mesai süreleri, eşit işe eşit ücret, sendikal hakları talebiyle başlattıkları mücadelede güvenlik güçlerinin müdahalesinin ardından çıkartılan yangında 129 kadın hayatını kaybetmiştir. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, emekçi kadınların haklarını elde etmek uğruna can verdikleri bir mücadeleyi simgeler. Bu nedenle, 8 Mart bir kutlama günü değil, kadınların, hak mücadelesini anma, ayrımcılığa, şiddete karşı çıkma günüdür.
Birleşmiş Milletler Örgütü 16 Arlık 1977 tarihinde 8 Mart’ı Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul etmiştir. Ülkemizde 1921 tarihinde kutlanmaya başlasa da, 1977 tarihinden itibaren kadınlar bu günü mücadele günü olarak anmaktadır.
Kadınlar 8 Mart anma günlerinde hep mor rengi kullanmayı tercih ederler, çünkü mor renk adalet ve saygınlığı temsil eder.
Her ne kadar ülkemizde kadınların çalışma yaşamına ilişkin sorunlar henüz istenilen biçim de çözülmüş diyemeyiz. Özellikle ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde kadınlarımız eş seçme hakkını çoğu kez kullanmamaktadır. Bir kısmı hala töre cinayeti denilen ilkel anlayışa terk edilmiş durumda ne yazık ki. Her kadınlar gününde şair
Hayrettin Geçkin’in şu dizelerini anımsar ve gözlerime buğulu bir sızı iner. “Kadınlardan biri vardı ki/ O beni hiç aldatmadı anamdı/ Ne sevgisini aldı götürdü benden/ Ne de mal mülk bıraktı”
Kadınlarımız koklanmaya layık birer çiçektir. Çiçekler doğayı nasıl bezeyip süslüyorsa kadınların konu olduğu şiirlerde bizlere abıhayat tadı vermektedir. O nedenle kadınsız yaşamı düşünmek yaşamı yok saymaktır.
Büyük Türk Şairi Nazım HİKMET, Anadolu Kadınını yaşamı erkeğiyle nasıl paylaştığını ne güzel dile getirmiş. “Ve kadınlar bizim kadınlarımız/ Korkunç ve mübarek elleri/ ince küçük çeneleri, kocaman gözleriyle/ Anamız, avradımız, yârimiz/ Ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen/ ve soframızdaki yeri/ Öküzümüzden sonra gelen/Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız/ Ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki/ ve karasabana koşulan/ ve ağıllarda ışıltısında tere saplı bıçakların/ Oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar/ bizim kadınlarımız.”
TURAN KAYIKÇI
cinaraltikultursanat@gmail.com