EĞİTİMCİ, ŞAİR, YAZAR TURAN KAYIKÇI'NIN YAZISI: "ADALET VE HUKUK"
9/2/2025
ADALET VE HUKUK
Bir Şeye İnanmak, İnanmaktır Başka Bir Şeye
Bertlof Brechet
Adalet, denilince insanın aklına gelen adil olma herhangi bir şeyi hakkaniyet ölçüsünde paylaşma olarak söylenebilir.
Hukuk ise; kişilik hak ve hukukun kanun karşısında eşit olarak görmektir. Kişinin haklarının kanun karşısında diğer insanlar gibi hak ve hukukunun korunmasıdır.
1789 Fransız İhtilalinden sonra insanların köle olarak alınıp satılması ortadan kalktı. Spartaküs, köleliğe karşı direndi. O öldü ancak kölelikte onunla birlikte ortadan kalktı.
Günümüzde dünyanın her yerinde hak ve adalet ihlalleri olmakta bizden öncede vardı, bizden sonra da olmaya devam edecektir. İnsanlığın uğraşı hak ve hukukun insanlara eşit paylaşımlı olmalıdır. Ne yazık ki hak ihlalleri ve hukuksuzluk siyasi erki elinde bulunduranlar istedikleri gibi uyguluyorlar. Geçmişte krallar hak ihlalleri kiliseyi arkasına alarak, padişahlar ise saray çevresini arkasına alarak uyguluyorlardı.
Günümüzde yöntem değişti. Her nedense zamanla adalet ve hak ihlallerinden sözüm ona yakınanlar, ne acıdır ki ellerine fırsat geçirdikleri zaman, vaktiyle şikayet ettikleri uygulamaları kendileri yapıyor. Ülkemiz de görüldüğü gibi.
Adalet ve hak ihlalleri saymakla bitmez. Hani zorda olanlar zaman zaman derki derdi çeken bilir. Ne zaman ki hukuk ve idari yönetim bağımsız ve adil hareket ederse o zaman haktan ve eşitlikten bahsedebiliriz.
Çocukların saçlarına barış ve sevda türküleri ekelim ki dünyada kötülük ve çirkinlik azalsın. Bakın şair ve oyun yazarı Bertlolf Brechet, adaleti şöyle tanımlıyor.
“Katıksız kara kabuklu adalet
Dura dura bayatlayan adalet
Adaletin ekmeğini kim pişirmeli
Öteki ekmeği pişiren
Adaletin ekmeğini de kendisi pişirmeli halkın
Gündelik ekmek gibi
Bol pişkin verimli”
İnsanlığın tarihi hak, hukuk ve adalet savaşının üzerine kurulmamış mı? İşte Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı. günümüzde Irak’ın işgali, Filistin Sorunu, Kıbrıs Sorunu, Suriye sorunu, bunlar dünyadan sadece ilk akla gelen haksız ve adaletsiz savaşlar, işgaller. İnsanlık onuru her zaman haksızlığa uğrayanların yanında olmuştur. Elim yetişse de Iraklı ve Filistinli ve Meyabide ki, çocukların saçlarını doyasıya okşayabilsem. sözlerimi yine şair Bertlolf Bercht’ in şu dizeleri adaleti ne güzel açıklamış.
“ Akılsız olmak madem ekmek sağlar herkese
Akıl neye yarar
İyi insan olacağınıza
Öyle yere götürün ki dünyayı
İyilik beklenmesin”
Günümüz ülke yöneticileri gelecek kuşaklara model olacak davranış ve söylem birliğinde bulunmalıdırlar. Deyim yerindeyse bizleri yönetenler barış, kardeşlik dilini kullanmalıdırlar. Yoksa sürdürülebilir kalkınma anlamında gelecek kuşaklar hak ve hukuklarını kendileri tayin ederler. Eş deyişle devlet adamları hak, hukuk ve adalete ne kadar saygı gösterirlerse o ülkede insanlar bir o kadar barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşarlar. Ondandır her ülkede adalet ve hukuk özerk ve bağımsız olmalıdır. Bu durum gerçekleştiği takdirde ülkelerde insan hakları o kadar gelişmişlik gösterir. Dikta yönetimiyle yönetilen ülkelerin bireyleri özgür ve bağımsız olmazlar. Eş deyişle bu ülkelerin vatandaşları adalet ve hukukları yok sayılır. Bu tür ülkelerde insan hakları her zaman baskı ve tehdit altındadır. İnsan hayatında özgür ve hür yaşamak yemek, içmek ve gezmek için olmazsa olmaz nedenlerdendir. Unutulmamalıdır ki, adalet ve hukuk tüm ülkelerin sürdürülebilirlik anlamında olmazsa olmaz gerekliliğidir.
ADALET VE HUKUK
Bir Şeye İnanmak, İnanmaktır Başka Bir Şeye
Bertlof Brechet
Adalet, denilince insanın aklına gelen adil olma herhangi bir şeyi hakkaniyet ölçüsünde paylaşma olarak söylenebilir.
Hukuk ise; kişilik hak ve hukukun kanun karşısında eşit olarak görmektir. Kişinin haklarının kanun karşısında diğer insanlar gibi hak ve hukukunun korunmasıdır.
1789 Fransız İhtilalinden sonra insanların köle olarak alınıp satılması ortadan kalktı. Spartaküs, köleliğe karşı direndi. O öldü ancak kölelikte onunla birlikte ortadan kalktı.
Günümüzde dünyanın her yerinde hak ve adalet ihlalleri olmakta bizden öncede vardı, bizden sonra da olmaya devam edecektir. İnsanlığın uğraşı hak ve hukukun insanlara eşit paylaşımlı olmalıdır. Ne yazık ki hak ihlalleri ve hukuksuzluk siyasi erki elinde bulunduranlar istedikleri gibi uyguluyorlar. Geçmişte krallar hak ihlalleri kiliseyi arkasına alarak, padişahlar ise saray çevresini arkasına alarak uyguluyorlardı.
Günümüzde yöntem değişti. Her nedense zamanla adalet ve hak ihlallerinden sözüm ona yakınanlar, ne acıdır ki ellerine fırsat geçirdikleri zaman, vaktiyle şikayet ettikleri uygulamaları kendileri yapıyor. Ülkemiz de görüldüğü gibi.
Adalet ve hak ihlalleri saymakla bitmez. Hani zorda olanlar zaman zaman derki derdi çeken bilir. Ne zaman ki hukuk ve idari yönetim bağımsız ve adil hareket ederse o zaman haktan ve eşitlikten bahsedebiliriz.
Çocukların saçlarına barış ve sevda türküleri ekelim ki dünyada kötülük ve çirkinlik azalsın. Bakın şair ve oyun yazarı Bertlolf Brechet, adaleti şöyle tanımlıyor.
“Katıksız kara kabuklu adalet
Dura dura bayatlayan adalet
Adaletin ekmeğini kim pişirmeli
Öteki ekmeği pişiren
Adaletin ekmeğini de kendisi pişirmeli halkın
Gündelik ekmek gibi
Bol pişkin verimli”
İnsanlığın tarihi hak, hukuk ve adalet savaşının üzerine kurulmamış mı? İşte Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı. günümüzde Irak’ın işgali, Filistin Sorunu, Kıbrıs Sorunu, Suriye sorunu, bunlar dünyadan sadece ilk akla gelen haksız ve adaletsiz savaşlar, işgaller. İnsanlık onuru her zaman haksızlığa uğrayanların yanında olmuştur. Elim yetişse de Iraklı ve Filistinli ve Meyabide ki, çocukların saçlarını doyasıya okşayabilsem. sözlerimi yine şair Bertlolf Bercht’ in şu dizeleri adaleti ne güzel açıklamış.
“ Akılsız olmak madem ekmek sağlar herkese
Akıl neye yarar
İyi insan olacağınıza
Öyle yere götürün ki dünyayı
İyilik beklenmesin”
Günümüz ülke yöneticileri gelecek kuşaklara model olacak davranış ve söylem birliğinde bulunmalıdırlar. Deyim yerindeyse bizleri yönetenler barış, kardeşlik dilini kullanmalıdırlar. Yoksa sürdürülebilir kalkınma anlamında gelecek kuşaklar hak ve hukuklarını kendileri tayin ederler. Eş deyişle devlet adamları hak, hukuk ve adalete ne kadar saygı gösterirlerse o ülkede insanlar bir o kadar barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşarlar. Ondandır her ülkede adalet ve hukuk özerk ve bağımsız olmalıdır. Bu durum gerçekleştiği takdirde ülkelerde insan hakları o kadar gelişmişlik gösterir. Dikta yönetimiyle yönetilen ülkelerin bireyleri özgür ve bağımsız olmazlar. Eş deyişle bu ülkelerin vatandaşları adalet ve hukukları yok sayılır. Bu tür ülkelerde insan hakları her zaman baskı ve tehdit altındadır. İnsan hayatında özgür ve hür yaşamak yemek, içmek ve gezmek için olmazsa olmaz nedenlerdendir. Unutulmamalıdır ki, adalet ve hukuk tüm ülkelerin sürdürülebilirlik anlamında olmazsa olmaz gerekliliğidir.
TURAN KAYIKÇI
cinaraltikultursanat@gmail.com