ERGİN ERSÖZ YAZDI : "BİR EBRU'DUR SEVGİ "

8/27/2025

BİR EBRU'DUR SEVGİ

Sevgi, insanın dünyaya attığı ilk imzadır.
Su gibi geçen ömrüne nakşettiği en güzel desendir.
Doğar doğmaz ağlayışımız bile bir şeye tutunma arzusudur.
Sevmek, yalnız kalmamak için değil, çoğalmak için vardır.
İnsan, sevdiği kadar insandır.
Değer vermek ise sevginin ayağa kalkmış hâlidir.
Sevgi düşüncede başlar ama eylemde sınanır.
Söylenen her “seviyorum” sözü bir sınav kâğıdı gibidir.
Bazıları bu kâğıdı tertemiz teslim eder.
Bazıları ise soruları bile okumadan geçer.
İşte bu yüzden sevgi, en çok yanlış anlaşılan kelimedir.
Sevmek, birine bakarken kendini unutmaktır.
Ama bu unutma yok olmak değildir.
Aksine, daha geniş bir benliğe kavuşmaktır.
İnsan sevdiğinde yalnız kendi kalbiyle atmaz.
Başka bir kalbin ritmi de eklenir göğsüne.
Bu yüzden sevgi biraz kalabalıktır.
Birlikte susmayı da öğretir insana.
Her sevgi konuşmaz.
Bazı sevgiler gözle anlaşır.
Bazıları bir bardak su uzatırken belli olur.
Değer vermek, hatırlamaktır.
İsmini, sevdiği rengi, korkularını bilmektir.
Birinin yorgunluğunu kelimelerinden önce fark etmektir.
Değer vermek, “vaktim yok” bahanesini rafa kaldırmaktır.
Çünkü sevgi, vakit bulmaz, vakit yaratır.
Kimse çok meşgul olduğu için sevemez hâle gelmez.
Sadece önceliklerini değiştirir.
Sevgi, hayatın kenar süsü değildir.
Hayatın omurgasıdır.
Omurga eğilirse insan da eğilir.
Sevmek bazen cesarettir.
Çünkü sevgi savunmasız kalmayı göze almaktır.
Kalbini açıkta bırakmaktır.
Bir başkasının cümlelerine emanet etmektir kendini.
Bu yüzden herkes sevemez.
Sevenler, biraz yaralı insanlardır.
Ama yaralarını saklamazlar.
Onlarla yaşamayı öğrenirler.
Sevgi, acıyı yok etmez.
Acıya anlam verir.
İnsan değer verdiğine zarar vermez sanılır.
Oysa en çok yaralar sevilen yerden gelir.
Çünkü beklenti oradadır.
Beklenti olmayan yerde hayal kırıklığı da olmaz.
Ama bu, sevgiden vazgeçme sebebi değildir.
Bu, sevgiyi öğrenme sebebidir.
Sevmek öğrenilen bir dildir.
Herkes ana dilini bilir ama sevgiyi konuşamaz.
Bu dil emek ister.
Sabır ister.
Sevgi, büyük laflarla değil küçük davranışlarla yaşar.
Kapıyı sessiz kapatmak kadar basittir bazen.
Ya da gece üşümesin diye üstünü örtmek kadar.
Değer vermek, alkış istemez.
Görünmezdir ama hissedilir.
İnsan kendisine değer verildiğini bilir.
Çünkü ruh üşümez orada.
Sevginin olduğu yerde korku azalır.
İnsan kendisi olmaktan utanmaz.
Maskeler yere düşer.
Sevmek sahip olmak değildir.
Kimse kimsenin mülkü değildir.
Değer vermek, özgürlüğü tanımaktır.
Birinin yoluna taş koymamaktır.
Sevgi, zincirle bağlanmaz.
Bağlanacaksa gönülle bağlanır.
Bu yüzden gerçek sevgi kaçmaz.
Gitmek zorunda kalsa bile iz bırakır.
İnsan sevildiği yeri unutmaz.
Unutanlar zaten hiç sevmemiştir.
Sevgi bazen susar ama küsmek değildir bu.
Dinlemektir.
Anlamaya çalışmaktır.
Öfkesine sevgisini kurban etmemek,
Herkes bağırırken bekleyebilmektir.
Değer vermek acele etmez.
Hüküm dağıtmaz.
Sevgi mahkeme kurmaz.
Tanık aramaz.
İçten içe bilir.
Kalp, delile ihtiyaç duymaz.
İnsan kendini sevmeden başkasını sevemez denir.
Ama bazen insan kendini bir başkasıyla öğrenir.
Sevilince insan kendine de merhametli olur.
Aynaya bakışı değişir.
Kendini hırpalamayı bırakır.
Sevgi biraz da kendini affetmektir.
Geçmişin yükünü hafifletmektir.
İnsan sevildiğinde geleceğe inanır.
Yarın kelimesi umutlanır.
Zaman biraz daha katlanılır olur.
Sevgi, dünyanın en eski devrimidir.
Savaşlardan önce vardı.
Savaşlardan sonra da kaldı.
Değer veren insanlar yıkıntılar arasında bile çoğaldı.
Bir ekmeği bölüştüler.
Bir bakışı paylaştılar.
Sevgi lüks değildir.
En zor zamanların icadıdır.
İnsan, sevgisizken fakirdir.
Sevgiyle zenginleşir.

Sevmek, insanın dünyayla kurduğu en sahici bağdır.
Birine yer açmaktır sevmek.
Kendi içinden bir sandalye çekip “otur” demektir.
Sevmek, acele etmemeyi öğretir.
Çünkü sevilen şey beklenir.
İnsan sevdiği için sabırlı olur.
Sabır, sevginin sessiz kardeşidir.
Sevgi konuşurken sabır susar ama hep oradadır.
Sevmek, eksiltmez insanı.
Aksine çoğaltır.
Sevilmek ise insanın kendine dönüşüdür.
Bir başkasının gözünde değerli olduğunu bilmektir.
Sevilince insan kendini daha az sorgular.
Var olma telaşı diner.
Omuzlardan görünmez yükler iner.
Sevilen insan, hayata daha dik bakar.
Çünkü bir yerde kabul edilmiştir.
Bu kabul, insanın içini ısıtır.
Soğuk günlerde bile.
En çok da içten üşüyenleri.
Sevmek cesaret ister.
Çünkü sevgi risk alır.
Kırılmayı göze alır.
Yanlış anlaşılmayı kabul eder.
Sevmek, garantisiz bir yolculuktur.
Ama insanı insan yapan da budur.
Sevmeyen korunur ama büyümez.
Sevgi büyütür.
Bazen acıyla.
Ama hep derinlikle.
Sevilmek güven doğurur.
Güven olunca insan kendini saklamaz.
Maskelere ihtiyaç kalmaz.
Rol yapmadan durabilir insan.
Sevilmek, “olduğun hâlin yeterli” denmesidir.
Bu cümle insanı onarır.
Kırık yerlerden sızan ışık gibi.
Sevilen insan kendine daha nazik davranır.
Çünkü öğrenmiştir.
Değer görmeyi.
Sevmek emektir.
Sürekli hatırlamaktır.
Küçük ayrıntıları unutmamaktır.
Bir ses tonunu fark etmektir.
Bir suskunluğu ciddiye almaktır.
Sevmek, karşısındakini ezberlemek değil.
Her gün yeniden okumaktır.
Aynı kitabı başka bir gözle.
Her seferinde başka bir satırdan.
Bu yüzden eskimez.
Sevilmek, insanın dünyayla barışmasını sağlar.
Her şeyle kavga etmez artık.
Herkesi düşman bellemez.
Sevilmiş insan daha az serttir.
Daha az bağırır.
Daha çok dinler.
Çünkü içi doludur.
Boşluk gürültü yapar.
Dolu olan sakindir.
Sevgi sessizdir.
Sevmek, karşılık beklemeden de var olabilir.
Ama sevilmek insana güç verir.
Bu güç kibir değildir.
Dayanma gücüdür.
Ayağa kalkma gücü.
Devam etme gücü.
Sevilmek, insanın hayatta kalma refleksini güçlendirir.
Bir sebep verir.
Sabaha uyanmak için.
Yürümeye devam etmek için.
Sevmek, dünyayı paylaşmaktır.
Bir ekmeği bölmek gibi.
Bir cümleyi yarım bırakıp karşısındakine tamamlatmak gibi.
Sevgi paylaşınca çoğalır.
Saklanınca çürür.
Sevmek açıkta durmayı göze almaktır.
Kalbi cebinde taşımaz insan.
Elinde taşır.
Düşebilir ama saklanmaz.
Çünkü sevgi gizlenmez.
Sevilmek insanı hayata bağlar.
İnsanın kökleri olur.
Savrulsa da kopmaz.
Sevilmiş insan yalnız kalabilir ama yalnız hissetmez.
Bu büyük bir farktır.
Kalabalıklar içinde yalnız olanlar bilir.
Sevilmek, içsel bir kalabalıktır.
İnsan tek başına da çoğul olur.
Bir sesi hatırlar.
Bir dokunuşu.
Sonunda insan şunu anlar.
Hayatı güzelleştiren şey hız değildir.
Başarı da değildir.
Kazanç hiç değildir.
Hayatı güzelleştiren sevmektir.
Ve sevilmektir.
Biri olmadan diğeri eksik kalır.
İnsan kalbiyle yürür.
Kalbi doluysa yol uzundur.
Ama yürümeye değerdir.

Sevmekle başlar insanın dünyaya tutunuşu.
Bir kalbin ritmine kulak vermekle.
Kendi sesini bir başkasında duymakla.
Sevmek, insanın içindeki sert taşları yumuşatır.
Gözleri daha uzun bakar.
Eller daha dikkatli dokunur.
Ses daha az kırar.
Sevgi, insanın içini genişletir.
Dar gelen hayat birden nefes alır.
Gökyüzü biraz daha yakın olur.
Sevilmek, insanın kendine inanmasıdır.
Birinin seni beklediğini bilmektir.
Adının bir başkasının kalbinde durmasıdır.
Sevilince insan acele etmez.
Koşmaz durmadan.
Yetişme telaşı diner.
Çünkü bir yerde durabileceğini bilir.
Sevilmek, durabilme hakkıdır.
Soluklanma iznidir.
İçsel bir mola gibidir.
Sevmek bazen susmaktır.
Bazen de kelimeleri yere bırakmaktır.
Her şeyi açıklamaya çalışmamaktır.
Sevgi, anlaşılmayı zorlamaz.
Anlamayı dener.
Yan yana durmayı yeterli bulur.
Omuz omuza sessizliği paylaşır.
Sevmek, aynı gökyüzüne bakmaktır.
Aynı yıldızı seçmeden.
Aynı karanlığı kabullenerek.
Sevilmek insanın yükünü hafifletir.
Hayatın sertliğini yumuşatır.
Düşünceler daha az keskin olur.
İnsan kendine daha az acımasız davranır.
Hatalar affedilebilir hâle gelir.
Geçmiş, bir yara olmaktan çıkar.
Bir hatıraya dönüşür.
Sevilmek, geçmişi sakinleştirir.
Geleceği korkutmaz.
Şimdiye tutunmayı öğretir.
Sevmek fedakârlık değildir sadece.
Paylaşmaktır.
Bir lokmayı bölmektir.
Bir korkuyu bölüşmektir.
Bir umudu çoğaltmaktır.
Sevgi, tek başına taşınmaz.
Omuz ister.
Yan ister.
Bazen bir bakış yeter.
Bazen bir sessizlik.
Sevilmek insanı güçlü yapar.
Ama sertleştirmez.
Güç, bağırmak değildir.
Güç, kırmadan durabilmektir.
Sevilmiş insan bağırmaz.
Çünkü duyulacağını bilir.
Kendini kanıtlamak zorunda değildir.
Varlığı yeterlidir.
Sevilmek, kanıta ihtiyaç bırakmaz.
İspatı ortadan kaldırır.
Sevmek bir yoldur.
Düz değildir.
Taşlıdır.
Bazen karanlıktır.
Ama insan o yolda yürümeyi seçer.
Sevgi, seçimdir.
Her gün yeniden.
Her kırgınlığa rağmen.
Her suskunluğa rağmen.
Devam etmektir.
Sevilmek insanın içini ısıtır.
Soğuk günlerde bile.
Kalabalıkta bile.
Yalnızlık bazen uğrar.
Ama kalıcı olmaz.
Sevilmiş insan yalnızlığı tanır.
Ama ona teslim olmaz.
Çünkü bir yerden ses geleceğini bilir.
Bir kapının açılacağını.
Bir cümlenin kurulacağını.
Sevmek dünyayı onarmaktır.
Küçük bir yerden.
Bir kalpten.
Bir bakıştan.
Sevgi büyük laflar sevmez.
Sessiz iş görür.
Yavaş ama kalıcıdır.
İz bırakır.
İnsanların içinden geçer.
Orada kalır.
Ve sonunda şunu anlarız.
Hayat geçer.
Zaman yorulmaz.
Ama sevgi iz bırakır.
Sevmeden yaşanan günler silinir.
Sevilmeden geçen geceler unutulur.
Geriye kalan, dokunulan kalplerdir.
Hatırlanan bakışlardır.
İnsanı insan yapan budur.
Sevmek ve sevilmek.


ERGİN ERSÖZ