EĞİTİMCİ YAZAR MEHMET KILIÇOĞLU YAZDI: "YAZMAK İSTİYORUM.. ÇALAKALEM YAZMAK !.. (2)"


YAZMAK İSTİYORUM, ÇALAKALEM YAZMAK..! (2)
İlk yazımda, köyümdeki ilkokul ve öğretmen okuluna gidişimi anlatmıştım.. Ayrıca, içinde yaşadığım doğa ve halk kültürü de benim kişiliğimin oluşumunda çok önemliydi..
Bu yazımda da, altı yıl öğretmen okulu (DÜZİÇİ) ve üç yıl eğitim enstitüsü (TRABZON FATİH) yatılı öğrencilik yıllarımı anlatmak istiyorum. Bizler, 1960-70 yıllarının parasız yatılı öğrencileri, farklı özelliklere sahiptik. En başta, büyük çoğunluğumuz, yoksul halk çocuklarıydık. Bu okullar olmasaydı, okuyamazdık.
Ailelerimizde belki de ilk okuyan, bir meslek sahibi olandık. Ailelerimizin evlerinde, kütüphane yoktu. Ancak, geniş bir sözlü halk kültürü vardı. Masallar, maniler, türkülü hikâyeler. Öncelikle, öğretmen okullarında iyi bir kültür ortamı vardı. Çoğu öğretmenimiz, köy enstitüsü mezunuydu. Bizlerin, dürüst kişilik kazanmamızda, okuyup düşünüp yazmamızda emekleri çoktur. Okul içinde, laik, çağdaş bir eğitim veriliyordu. Öğrenci örgütü seçimleri, tam bir demokrasi örneğiydi. Seçilen örgüt kolları, bir yıl boyunca okul yönetiminde idareye yardımcı olurdu.
Bu okulların önemli yönlerinden birisi de öğrencilerin, birbirine karşı saygı, sevgi duymasıydı. Bozulmaz bir dostluk kazandırmasıydı. Öğrenciler arasında ırk, din, coğrafi yönden bir ayrımcılık yaşanmazdı. Yetmiş yaşına gelmiş bizler bugün bile o okul arkadaşlığını, dostluğunu en içten bir biçimde yaşatırız. Altı yıllık bir yaşanmışlık kolay kolay unutulmaz.
Eğitim enstitüsü yatılılığı da öğretmen okulunu aratmayacak kadar güçlüydü. Bu okullarda, kişiliğimiz daha çok düşünce yönünde gelişip pekişirdi. Sosyal konulu kitap, dergi okumalar, birbirine daha sıkı dostluklar kurmak, ülke sorunlarına daha derinlemesine ilgi duymak başta geliyordu. Özellikle yatılı öğrenciler, her türlü yardımı birbirine vermekten uzak durmazdık. Yokluğu yardımlaşma ile çözerdik. Tek amacımız bir an önce okulu bitirmek, ailemize yardımcı olmak, hedefimiz olan, ülke sorunlarına çözüm aramak, iyi öğretmen olmaktı.
Okul, öğretmenlerimiz Prf. Değildi, ama bizlere öğretmenlik üzerine değerli bilgiler verirlerdi. Her sorunumuzu onlara anlatırdık. Çözüm bulmak için bizlere hep yardımcı olurlardı.
Bizler, elli yıl geçmesine rağmen, o arkadaşlarla sıkı bir biçimde iletişimimizi sürdürüyoruz. Dostluk ötesi bir ilişki bu. En önemlisi de bu dönem öğretmen olanlar, demokratik öğretmen örgütlerinde etkin görev almışlar, çağdaş, laik eğitim için çok çalışmışlar. Çoğu zaman sürülmüş, hapis yatmış, öldürülmüştür..
Ülkemizde bugün, sanat, kültür, politika alanında öğretmen okullarında ve eğitim enstitülerinde okumuş, çok kişi etkili olmakta, başarılı ürünler vermektedir. Şair, yazar, ressam ve bilim insanı olarak.
Bana göre bugün ülkede demokratik, laik eğitimin adı anılıyorsa, bu okullarda okuyan öğretmenlerin çocukları sayesindedir. Biz öğretmenlerin çoğunluğu, her türlü acılara, sıkıntılara katlandık, ancak, çocuklarımızı okuttuk. Onlara ATATÜRK, VATAN, CUMHURİYET sevgisini verdik. Görevlerini bu bilinçle yapıyorlar.
MEHMET KILIÇOĞLU
YAZARIN DİĞER YAZILARI
BİR TÜRKÜ TUTTURMUŞUM..!
BAYRAMLAR..BAYRAMLAR..MUTLU BAYRAMLAR!..
