EĞİTİMCİ YAZAR MEHMET KILIÇOĞLU YAZDI:"ÖLÜMSÜZ ESERLER, AKLIMDAN HİÇ ÇIKMAYANLAR…"


ÖLÜMSÜZ ESERLER, AKLIMDAN HİÇ ÇIKMAYANLAR…
1960'lar…
İlkokulu bitirmişim, köyümde ailemle birlikte yaşıyorum. Lisede okuyan abimin kitapları bir torbanın içinde evin bir köşesinde duruyor. Boş bir zamanımda kitapları karıştırırken elimde bir kitapla kalıyorum. DRİNA KÖPRÜSÜ…İVO ANDRİÇ yazarı. Öylesine okuyorum. Roman nedir, neden okunur? Hiç bir bilgim yok.. Yalnız ilkokulda iken bir kaç masal okumuştum. DRİNA KÖPRÜSÜ'NÜ okudukça ilgimi çekiyor. İsyancıların geceleri dağlarda ateşler yakmaları, DRİNA KÖPRÜSÜ'nü yıkmak istemeleri. Osmanlı'nın yerel yöneticisinin (ABİD AĞA) Hritiyan'lara ve isyancılara yaptığı zalimce işkenceler, Kazıklı Voyvoda gibi yöntemler. İki farklı etnik yapıdaki genç erkekle kızın acıyla biten aşkları. Köprü üstünde erkeğin intiharı. Yani İvo Andriç öyle bir anlatmış ki bu gün bile o dağlarda ki isyan ateşleri, Abid Ağa'nın katı tutumu gözümün önünde gitmez.
Daha sonra DÜZİÇİ ÖĞRETMEN OKULU'NA gittim(1964-70). Düziçi'nde kitap okumalarım artarak devam etti. Belki yüzlerce kitap okudum. Ama beşinci sınıfta okuduğum VADİDEKİ ZAMBAK(Honore De BALZAC) beni en çok etkileyen kitapların ilk sırasındadır. Genç Feliks ve yaşlı kontes Henriette arasında yaşanan ölümsüz, saf, temiz aşk çok zaman beynimde yer etti. Kontes, Feliks'i yetiştirir. Ünlü bir avukat olur, sınıf atlar, aralarındaki kavuşulmaz aşk hiç eksilmez. İnsan, saf, temiz aşkı bu kitaptaki doğa güzellikleri arasındaki gezintilerde görür.
1980'lerde ise VE DURGUN AKARDI DON(Mihail ŞOLOHOV) romanını okudum. İki cilt bu roman aynı Don nehri gibi akıyor. Ancak coşkun bir çağlayan hızıyla akıyor. Rusya'nın Devrim öncesi 1900'lerdeki Don Kazakları'nın sosyal, kırsal yaşamı, Devrime verdikleri destek insanı içten sarsıyor. Gregor, bir Kazak köylüsü. Ama güçlü, lider konumunda bir kişi. Aksinya'ya aşık. Hem doğal aile yaşamını sürdürür, hem de sosyal olaylara yön verir. Çok sıkıntılar çeker, ayrılıklar yaşar, ama Aksinya aklından hiç çıkmaz. Elbet bu etkili olmada yazar M.ŞOLOHOV'UN dili ustaca kullanmasının da önemi var. Zaten İvo ANDRİÇ ve M.ŞOLOHOV Nobel Edebiyat Ödülü'nü almışlar bu ölmez eserleriyle.
Yani ölümsüz eserler, bizleri öyle etkiliyorlar ki, üzerinde elli altmış yıl geçse de aklından çıkmıyor. Kafanda bir mıh gibi çakılıp kalıyorlar. Öyle bu yıl Nobel'i alıp da ikinci yıl unutulan yazarlar gibi değil…
MEHMET KILIÇOĞLU
YAZARIN DİĞER YAZILARI
BİR TÜRKÜ TUTTURMUŞUM..!
BAYRAMLAR..BAYRAMLAR..MUTLU BAYRAMLAR!..