EĞİTİMCİ YAZAR MEHMET KILIÇOĞLU YAZDI: "SİZ ÖĞRETMEN MİSİNİZ?"

"SİZ ÖĞRETMEN MİSİNİZ ?"

Bu soruyu, bir çok yerde duyarsınız. Dolmuşta, hastanede, adliyede, çarşı pazarda. Eğer, bu soruya "Evet, öğretmenim." yanıtını vermişseniz, ardından güzel tatlı bir söyleşi başlar.. "Siz benim, felan okulda, Türkçe, edebiyat dersine girdiniz."

Bu arkadaş, doktor , öğretmen, avukat, mühendis olmuştur. Size , saygı, sevgi duymaktadır. Mutlaka, derslerinizde bir şeyler kapmış, iyi yönden yararlanmıştır. İşte, bu saygı, sevgi ve de vefa duygusu hayat boyu bizleri mutlu eder, huzurlu olmamızı sağlar.

Kimi zaman da "Siz öğretmen misiniz ?" sorusunu, kötü anlamda sorarlar. Eğer, ülkenin kurucusuna, Mustafa Kemal ATATÜRK'E, CUMHURİYETE karşı hala, çağdışı, lâik, bilimsel özelliği olmayan bilgileri veriyorsan, öğretmeni her gün zor koşullarda yaşatıyorsan, o zaman bu soru olumlu olmaz.

Milli eğitim, bir ulusun, geleceğini iyi yönde kurmalı ve çağa göre şekillendirmelidir. Bu çalışmaların temelini de öğretmenler oluşturur. Bu gün ülkemizde en sıkıntılı kişiler öğretmenlerdir.

1973-74 Öğretim yılında Muş Kız Öğretmen Okulu'nda Edebiyat öğretmeni olarak göreve başladım. Akçadağ Öğretmen Okulu, Kilis Kız Öğretmen ve Arifiye Erkek Öğretmen Liseleri'nde çalıştım. 1999 -2000 Yılında İzmit Gazi Lisesi'nden emekli oldum.

Başlıktaki soruyu, yirmi beş yıl sonra, bir arkadaş Bursa'da sordu bana. Bir köşede ansızın karşılaştığım, gözlüklü, kırlaşmış saçıyla, "Siz öğretmen misiniz." dedi. Evet yanıtını alınca, "Siz Muş Kız Öğretmen'de Edebiyat dersime girmiştiniz." dedi. Adını söyledi. Elbet tanıdım. O günün koşullarında, aynı düşüncede değildik ama, öğretmen, öğrenci arasındaki saygı, sevgi kurallarına uyarak görev yapıyorduk. İki arkadaşı daha Bursa'da çalışıyormuş. Beni bir yemeğe davet ettiler. Eşim "Gitme, sana bir şey yaparlar" dedi. Ben, bir şey olmaz dedim ve gittim. Belirlenen gün ve saatte beni aldılar. Bir kır lokantasında iki üç saat yedik, söyleştik. Hoş anıları yeniden yaşadık. Onlar bana, yirmi beş yıl öncenin öğretmeni olarak saygı gösterdiler. Olumsuz hiç bir durum yaşamadık. Ben de onlara sevgi gösterdim, arkadaş gibi eğlendik.

Öğretmen, her zaman para pul demez, ama saygı görmek ister. Toplumda belli yeri olsun, değer verilsin ister. Yöneticilerin, makama değer katmasını bekler. Hak etmeyen makam sahipleri, öğretmene değer vermeyen yetkililer, öğretmeni hep yorar.

Öğretmen, Cumhuriyeti kuranları, eğitimi özgür bir biçimde vermelerine ortam hazırlayanları unutmaz. Bu Milli eğitim bakanlarını bilip onlara hep saygı duyar.

Ben önce bu yazıyı yazmak istemedim. Ancak, yirmi beş yıl çalışmış, ATATÜRK, CUMHURİYET ÖĞRETMENİ olarak yazmazsam haksızlık etmiş olurdum.

Zamanında karda kışta, sürgünde, cezaevlerinde yatan ama umudunu yitirmeyen öğretmenlere..! Günümüzde, ATATÜRK, CUMHURİYET diyen, lâik, eğitim vermek için mücadele eden öğretmenlere. Umudumuzu yitirmeyeceğiz…

"SİZ ÖĞRETMEN MİSİNİZ..? Sorusunu soran öğrenciler yetiştireceklere selam olsun..!

MEHMET KILIÇOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BİR TÜRKÜ TUTTURMUŞUM..!

BAYRAMLAR..BAYRAMLAR..MUTLU BAYRAMLAR!..