HAKAN KOÇAR YAZDI: "KADININ ADI VAR"

KADININ ADI VAR

5 Aralık tarihi Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkiye’deki Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı’nın verildiği gündür ve aynı zamanda 5 Aralık günü Dünya Kadın Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.

Bu bağlamda, kadınlarımıza tüm dünya ülkelerinden önce seçme ve seçilme hakkı tanıyan, kadınımızın toplumun eşit paydaşı olması için çabalayan, Türk kadınını "yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layık" görecek derecede yücelten Halaskârgazi Mustafa Kemal Atatürk’e sonsuz saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz.

Öğretmenlik mesleğine ilk başladığım yıllardı. Doğuda görev yaptığım köyde okuttuğum birinci sınıftaki kız çocukları için babalarının benden isteği “Hoca, tek mektup yazmayı öğrensin yeter, okuyacak değil ya…” idi.

Buna gösterdiğim tepkiye karşılık olarak “Bizde kız okumaz Hoca, yaşı gelince kocaya gider…” yanıtı verilirdi.

Ev sahibim olan İsmail amca ise kadını, yareni, hayat arkadaşı Bağdagül teyzeye sürekli olarak bağırır; bazen kızdığında yanında kim olduğuna aldırmaksızın tekme atardı.

O yiğit kadın, yılların yorgunluğuna, acısına, çektiği her türlü eziyete rağmen bu davranışa da katlanır, ses çıkarmazdı. Çünkü öyle görmüş, öyle eğitilmişti. Aslında iyi insandı İsmail amca. Az ve öz konuşur, misafiri sever, doğrudan da şaşmazdı. Her ne kadar eşini sevdiğini saklamaya çalışsa da bazen belli ederdi aslında. Ama o da öyle görmüş, öyle yetiştirilmişti işte. Onun gözünde de diğerlerinin gözünde de kadının yeri bu kadardı. Daha ötesi olamazdı…

Aradan geçen uzun yıllardan sonra televizyonlarda, gazetelerde gördüğüm eşe, kız kardeşe, kız evlada ve hatta sokakta hiç tanımadıkları kadınlara uygulanan şiddet ve cinayet haberleri inanın artık beni şaşırtmıyor. Çünkü toplum olarak kadınımıza verdiğimiz değer her geçen gün daha da azalıyor. Bazıları bunu dine yaslandırmaya çalışacak kadar işi günah ve hatta inkar boyutuna ulaştırırken; kimileri de kadının fizik ve zeka olarak erkekten zayıf olduğu yönünde cahil uleması sözlerle topluma yanlış düşünceler aşılamaya devam ediyorlar.

Bir kısmı ise “Töre” adını verdikleri, yüzyılların getirdiği yanlış oluşumları, cahiliye dönemi geleneklerini dini inançlarının dahi önüne çıkarabilecek kadar aymaz haldeler.

Oysa ki gerek İslam dininde ve gerekse Türk kültüründe kadının yeri tartışılmaz olarak erkekle eşittir. Cahiliye döneminin kız çocuklarını diri diri toprağa gömüp öldürecek kadar vahşileşen adetlerini lanetleyen ve kadına her türlü kıymetin verilmesini emreden bir dinin, kadını küçük görmesi mümkün müdür? Yahut tarihteki varlığından itibaren devleti kadınıyla birlikte yönetecek kadar, kadına değer vermiş asil Türk kültürünün bugünkü yozlaşmaya boyun eğerek kadınlarımızı hakir görmesi mümkün müdür?..

Ama ne yazık ki,

Halen kadınlar yakınları olan erkekler tarafından namus adına öldürülüyor; zoraki ve erken yaşta evlendiriliyor,
Halen kadınların %19.6’sının okuma yazması yok,

Halen kadınların % 75.4’ü işgücüne katılmıyor, kentlerde yaşayan kadınların istihdam oranı ise sadece %17.6 …
Erkek egemen toplum gücünü kadını üzerinde kanıtlıyor…

Nereye gidiyoruz?...

Sakın kadının adı yok demeyin, kadının adı var.

O adı silmeye çalışan bizleriz…

HAKAN KOÇAR

8 MART KADINLARIN GÜNÜ

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KADININ ADI VAR