Anne ve çocuk arasında hiç kopmayan bir damar var. O damar, çocuk kaç yaşına girerse girsin, asla kopmaz. O koparsa yaşamları hüzün kaplar.
Dayanamam anne çocuk ayrılıklarına, yanar giderim. Ben hep o yangın yerlerinde kavrulmuşum. "Yazık günah değil mi o çocuklara? Yazık, günah!" diyor içimde bir kadın sesi nerede olursam olayım.
Her yerde, yazgı gibi, karşıma çıkıyor ayrılık görüntüleri. Bu kez Marmaray'da beni bir çocuk zıplattı. Araç, Feneryolu'nda durmuştu. Kapı açıldı, kapandı. Araç hareket ettiğinde acı bir çocuk çığlığına döndük: "Anneee!" Beş altı yaşlarındaydı çocuk. Kapı duvar olmuştu. Küçük çocuk tepinip çığlık atıyordu kapının önünde. Tabii durağa düşer gibi inen annenin durumunu bilemezdik. Onun durumu da canlandı düşsel belleğimde. Kuşkusuz, indiği yerde çok perişandı!
Önce genç bir kadın, koştu, ağlayan çocuğun saçlarını okşadı. Duyamadığım sözlerle biraz sakinleşti çocuk. Birkaç kişi daha yaklaştı. Çok üzüldüm. Anneye, çocuğa acıdım. Kalabalık etmemek için yerimden kalkmadım, izlemede kaldım. Derin düşündüm. Çocukla anne nasıl buluşturulacaktı? Uzaktan anladığıma göre çocuk telefon numarası bilmiyordu. Kimse telefona sarılmamıştı.
"Anneee!" çığlığının geldiği yöne mıhlanmıştık. O genç kadın, çocukla Söğütlüçeşme'de indi. Biz, sessiz gözlemciler, yaşamın akışındaydık. Kılımız kıpırdamadı, diyemem de çok üzüldük. Kadın sahiplenmeseydi çocuğu kalkıp devreye girer miydim? Edilgen duruşlu kendimi eksik buldum. Düşündükçe büzüldüm. Genç kız, destan kahramanı gibi büyüdü gözümde. Evet, bu çağda da destan kahramanları var. En büyük kahraman anne ve çocuk çığlıklarını dindiren olacak günümüzde.
İçim yandı. Bütün çocuk çığlıkları içimde düğümlendi. Yolculuk bitti, o ses gitmedi. "Annee!"
Son cümlem, acaba çocuk annesine kavuştu mu ki, olacaktı. Olamadı. Çocuğun çığlığı, içimde yine, dinmedi, bütün yitik çocuk sesleriyle gürledi: "Anneee!"
ANNEEE
Anne ve çocuk arasında hiç kopmayan bir damar var. O damar, çocuk kaç yaşına girerse girsin, asla kopmaz. O koparsa yaşamları hüzün kaplar.
Dayanamam anne çocuk ayrılıklarına, yanar giderim. Ben hep o yangın yerlerinde kavrulmuşum.
"Yazık günah değil mi o çocuklara? Yazık, günah!" diyor içimde bir kadın sesi nerede olursam olayım.
Her yerde, yazgı gibi, karşıma çıkıyor ayrılık görüntüleri. Bu kez Marmaray'da beni bir çocuk zıplattı. Araç, Feneryolu'nda durmuştu. Kapı açıldı, kapandı. Araç hareket ettiğinde acı bir çocuk çığlığına döndük:
"Anneee!"
Beş altı yaşlarındaydı çocuk. Kapı duvar olmuştu. Küçük çocuk tepinip çığlık atıyordu kapının önünde. Tabii durağa düşer gibi inen annenin durumunu bilemezdik. Onun durumu da canlandı düşsel belleğimde. Kuşkusuz, indiği yerde çok perişandı!
Önce genç bir kadın, koştu, ağlayan çocuğun saçlarını okşadı. Duyamadığım sözlerle biraz sakinleşti çocuk. Birkaç kişi daha yaklaştı. Çok üzüldüm. Anneye, çocuğa acıdım. Kalabalık etmemek için yerimden kalkmadım, izlemede kaldım. Derin düşündüm. Çocukla anne nasıl buluşturulacaktı? Uzaktan anladığıma göre çocuk telefon numarası bilmiyordu. Kimse telefona sarılmamıştı.
"Anneee!" çığlığının geldiği yöne mıhlanmıştık.
O genç kadın, çocukla Söğütlüçeşme'de indi. Biz, sessiz gözlemciler, yaşamın akışındaydık. Kılımız kıpırdamadı, diyemem de çok üzüldük. Kadın sahiplenmeseydi çocuğu kalkıp devreye girer miydim? Edilgen duruşlu kendimi eksik buldum.
Düşündükçe büzüldüm. Genç kız, destan kahramanı gibi büyüdü gözümde. Evet, bu çağda da destan kahramanları var. En büyük kahraman anne ve çocuk çığlıklarını dindiren olacak günümüzde.
Sesli duyuru, beni kendime getirdi, kendimden götürdü:
"Bu istasyon Ayrılık Çeşmesi!"
İçim yandı. Bütün çocuk çığlıkları içimde düğümlendi. Yolculuk bitti, o ses gitmedi.
"Annee!"
Son cümlem, acaba çocuk annesine kavuştu mu ki, olacaktı. Olamadı. Çocuğun çığlığı, içimde yine, dinmedi, bütün yitik çocuk sesleriyle gürledi:
"Anneee!"
HAYRİ SARI
ETİKETLER
cinaraltikultursanat@gmail.com
YAZARIN DİĞER YAZILARI
GÖZLERİM ÇOCUKLARDA VE KÖPEKLERDE
SIFIRA VURDUM
ADLARI NECİP
RAMAZAN DİLENCİLERİ İÇİMİ ACITAN
ŞAPKA DEYİP GEÇMEYİN
KİTAP KOKULU AYDINLIĞA VEFA
ELLERİMİZ CEPLERİMİZDE
FUTBOL PARMAKLARLA OYNANMAZ
GAVUR ETTİLER MEMLEKETİ