Gruplu madencilerin barınma, dinlenme yerleri pavyon çevresi ve göçle oluşan gecekondu yaşamlar dünyamızdı.
Köylü işçilerin yarattıkları emek dünyasının parıltısında birey kimliklerimiz, yaşama bakışlarımız oluştu.
Tiyatroyu, sinemayı, konserleri, çeşitli oyunları o emek ortamında tanıdık. Kahveler sosyalleşme ortamıydı bize. Kültürel, sanatsal, toplumcu kaynaşma getirmişti üretim gücü. Ekonominin kurumlarıyla kuşatılmıştı o canlı yer.
İçinden dere geçen yeşil vadimizde Sezgin ağabeyin kahvesi ikinci adresimizdi. Yaşamın şifrelerini orada öğrendik. Orada ilk dostluklar kuruldu. İlk gazeteleri öncü Sezgin ağabeyin masalarında görüp okuduğumu hatırlıyorum.
Yazları göçün boşalttığı İhsaniye'de yaşıyoruz. Sezgin Kutu yok artık. Onun ortamını yaşatan gençler var. Geçenlerde emekçi Şair Muharrem Akman kardeşimle söyleştik, kitap imzaladık bizi doğuran, doyuran yerlerde.
Dirilttik düşleri, umutları Sezgin ağabeyin ve karaelmas emekçilerinin manevi huzurunda. Vefa gösterisiydi bu, katılımcı dostlarla birlikte.
Çok güzel oldu.
Okul yaşamlarını geçeyim. Öğretmen oldum. Ver elini İzmit!
İzmit'in kıyıcığındaki Derince de İhsaniye gibi emek yoğun göç birikimiydi. O belde, ilçe oldu zamanla. Sanayi ağırlıklı emekçi aileleri çoğunluklaydı. Kente tutunmaya çalışan gençlerin öğretmenleri olmak büyük sorumluluk gerektiriyordu.
Ben, deneyimsiz genç, okul ile ev arasında ikinci adresimi bulmuştum. Denizciler Caddesi kıyıcığında küçücük kırtasiye uğrak yerim olmuştu. Sonra eski ev sahibim Kamil ağabeyin apartmanının altına taşındı kırtasiye. Beni arayan Metin Kırtasiye'de buldu on yıllarca.
İhsaniye'deki kahvenin yerini Derince'de kırtasiye almıştı. Sezgin Kutu, Asım Yılmaz olmuştu kentin kıyıcığında. Gurbette ağabey bulmak ne güzeldi.
Asım ağabey gençliğimi besledi, çevremi zenginleştirdi. Metin Kırtasiye, tüm gazeteleri taradığım, kitap dünyasıyla iletişim kurduğum, gelip gidenlerle kaynaştığım bir zengin dünyaydı benim için. Asım ağabey yaşam koçumdu.
Asım ağabey uçup gidince Metin Kırtasiye, Metin Yılmaz elinde işlevi daha da geliştirdi. Gazete, kitap kokuları dost söyleşilerine sindi çay, kahve eşliğinde. Öğretmen arkadaşlarla, komşularla, velilerle görüşme yerimizdi o sıcacık yuva. İçimiz ısındı, gurbet yalnızlığı eriyip gitti.
Asım ağabeyin çocukları Metin'le, Mehmet'le, Ali'yle; yeğenleri Murat'la, Veysel'le, öğretmen-öğrenci iletişimi yanında, yaşam boyu dost kaldık. Kitapla, resimle, fotoğrafla, müzikle Türkiye'yi kucaklıyoruz şimdi.
Kırtasiyeler de çok değişti. İnternet ortamı gazeteyi, kitabı kırtasiyelerden söküp aldı. Büyük sermaye hareketleri küçük yerleri güçsüzleştirdi. Görüşmeler marketlere taşındı. İşlevler değişti. Bir gün Metin Kırtasiye de gazete ve kitap kokusu da bulamayacağız. O dost sıcaklığı anılara gömülecek.
Kitap beni bırakmadı bir türlü, ben de kitabı bırakamadım. Okuyup yazma akıp gidiyor kâğıt kokusu can çekişirken cep telefonu yanında.
Dokuzuncu kitabım baskıda. Derdimiz bu. Onu beklerken dalıp gittim. Asım ağabey aklıma düştü. Asım ağabeyi kitapla anmak istiyor canım. O, üretkenliğimizle, aydınlığa kanat çırpışımızla övünüyordu, çok seviniyordu, çok!..
Kitabım baskıdan geldiğinde Metin Kırtasiye önünde olacağım. Orada dostlarla söyleşip kitap imzalayacağım. Gelirlerse birkaç dostla dirilteceğiz, düşleri, umutları Asım ağabeyi anarak. Sonra başka başka salonlara, alanlara doğru...
Kitap geldiğinde duyuracağım buluşma gününü. Ha, Metin de çok sevinecek bu etkinliğe. O da el sallamak ister dönüşümlere...
İhsaniye'den Derince'ye kitap kokulu aydınlığa vefa duygusuyla...
KİTAP KOKULU AYDINLIĞA VEFA
Köyden kente gelişte Zonguldak-Kozlu-İhsaniye'de karaelmas emekçileri besledi, büyüttü bizi. Çocukluğum, gençliğim oralı.
Gruplu madencilerin barınma, dinlenme yerleri pavyon çevresi ve göçle oluşan gecekondu yaşamlar dünyamızdı.
Köylü işçilerin yarattıkları emek dünyasının parıltısında birey kimliklerimiz, yaşama bakışlarımız oluştu.
Tiyatroyu, sinemayı, konserleri, çeşitli oyunları o emek ortamında tanıdık. Kahveler sosyalleşme ortamıydı bize. Kültürel, sanatsal, toplumcu kaynaşma getirmişti üretim gücü. Ekonominin kurumlarıyla kuşatılmıştı o canlı yer.
İçinden dere geçen yeşil vadimizde Sezgin ağabeyin kahvesi ikinci adresimizdi. Yaşamın şifrelerini orada öğrendik. Orada ilk dostluklar kuruldu. İlk gazeteleri öncü Sezgin ağabeyin masalarında görüp okuduğumu hatırlıyorum.
Yazları göçün boşalttığı İhsaniye'de yaşıyoruz. Sezgin Kutu yok artık. Onun ortamını yaşatan gençler var. Geçenlerde emekçi Şair Muharrem Akman kardeşimle söyleştik, kitap imzaladık bizi doğuran, doyuran yerlerde.
Dirilttik düşleri, umutları Sezgin ağabeyin ve karaelmas emekçilerinin manevi huzurunda. Vefa gösterisiydi bu, katılımcı dostlarla birlikte.
Çok güzel oldu.
Okul yaşamlarını geçeyim. Öğretmen oldum. Ver elini İzmit!
İzmit'in kıyıcığındaki Derince de İhsaniye gibi emek yoğun göç birikimiydi. O belde, ilçe oldu zamanla. Sanayi ağırlıklı emekçi aileleri çoğunluklaydı. Kente tutunmaya çalışan gençlerin öğretmenleri olmak büyük sorumluluk gerektiriyordu.
Ben, deneyimsiz genç, okul ile ev arasında ikinci adresimi bulmuştum. Denizciler Caddesi kıyıcığında küçücük kırtasiye uğrak yerim olmuştu. Sonra eski ev sahibim Kamil ağabeyin apartmanının altına taşındı kırtasiye. Beni arayan Metin Kırtasiye'de buldu on yıllarca.
İhsaniye'deki kahvenin yerini Derince'de kırtasiye almıştı. Sezgin Kutu, Asım Yılmaz olmuştu kentin kıyıcığında. Gurbette ağabey bulmak ne güzeldi.
Asım ağabey gençliğimi besledi, çevremi zenginleştirdi. Metin Kırtasiye, tüm gazeteleri taradığım, kitap dünyasıyla iletişim kurduğum, gelip gidenlerle kaynaştığım bir zengin dünyaydı benim için. Asım ağabey yaşam koçumdu.
Asım ağabey uçup gidince Metin Kırtasiye, Metin Yılmaz elinde işlevi daha da geliştirdi. Gazete, kitap kokuları dost söyleşilerine sindi çay, kahve eşliğinde. Öğretmen arkadaşlarla, komşularla, velilerle görüşme yerimizdi o sıcacık yuva. İçimiz ısındı, gurbet yalnızlığı eriyip gitti.
Asım ağabeyin çocukları Metin'le, Mehmet'le, Ali'yle; yeğenleri Murat'la, Veysel'le, öğretmen-öğrenci iletişimi yanında, yaşam boyu dost kaldık. Kitapla, resimle, fotoğrafla, müzikle Türkiye'yi kucaklıyoruz şimdi.
Kırtasiyeler de çok değişti. İnternet ortamı gazeteyi, kitabı kırtasiyelerden söküp aldı. Büyük sermaye hareketleri küçük yerleri güçsüzleştirdi. Görüşmeler marketlere taşındı. İşlevler değişti. Bir gün Metin Kırtasiye de gazete ve kitap kokusu da bulamayacağız. O dost sıcaklığı anılara gömülecek.
Kitap beni bırakmadı bir türlü, ben de kitabı bırakamadım. Okuyup yazma akıp gidiyor kâğıt kokusu can çekişirken cep telefonu yanında.
Dokuzuncu kitabım baskıda. Derdimiz bu. Onu beklerken dalıp gittim. Asım ağabey aklıma düştü. Asım ağabeyi kitapla anmak istiyor canım. O, üretkenliğimizle, aydınlığa kanat çırpışımızla övünüyordu, çok seviniyordu, çok!..
Kitabım baskıdan geldiğinde Metin Kırtasiye önünde olacağım. Orada dostlarla söyleşip kitap imzalayacağım. Gelirlerse birkaç dostla dirilteceğiz, düşleri, umutları Asım ağabeyi anarak. Sonra başka başka salonlara, alanlara doğru...
Kitap geldiğinde duyuracağım buluşma gününü. Ha, Metin de çok sevinecek bu etkinliğe. O da el sallamak ister dönüşümlere...
İhsaniye'den Derince'ye kitap kokulu aydınlığa vefa duygusuyla...
Bekleyeceğim.
HAYRİ SARI
ETİKETLER
cinaraltikultursanat@gmail.com
YAZARIN DİĞER YAZILARI
GÖZLERİM ÇOCUKLARDA VE KÖPEKLERDE
SIFIRA VURDUM
ADLARI NECİP
RAMAZAN DİLENCİLERİ İÇİMİ ACITAN
ŞAPKA DEYİP GEÇMEYİN