Son günlerde bir spor etkinliğiyle dalgalandık. Dalgalarla günlük dertlerimizden uzaklaştık, uçtuk, havalandık. Dün akşamki son düdükle gerçek yaşamlarımıza döndük.
Sevinmek hakkımız tabii. Bizi sevindirenleri alkışlıyoruz. Alkışlar bilinçli olursa önümüzde daha çok maç olduğu bilinir. Bilince de yarın başarısına hazırlanılır.
Peki biz kimlerle spor etkinliğindeydik o sıcak günlerde? Olayın adı EURO2024 Avrupa Futbol Şampiyonası... UEFA (Avrupa'nın Uluslararası Futbol Yönetim Organı) etkili bu etkinlikte. Bu spor etkinliğine 24 milli takım katılmış. Yani bilerek, isteyerek bir etkinlik içinde yer almışız.
Farklılıkları değil uzlaşıları öne çıkarmalı spor. Bunun izleyiciyi coşturan dalı futbol insan kaynaşmasına katkı sunmalı. Tabii güzel oynayan kazanmalı. Beklenti bu.
Yurtta ve dünyada erdemsiz yöneticiler ve görevliler dengeleri bozuyorlar zaman zaman. Bu konuda uyanık olmak, suçlu konuma düşmemek gerek. Konunun yasal alanlarında sorunları çözme çabası önemli.
Sevinmeye susamış insanları kavgaya, küskünlüklere itmemek ustalığı beklenir öncülerden. Yoksa heyecanlı söylevler yurt ve dünya barışını bozar.
Ben futbol tekniklerini, UEFA kurallarını bilmem. Ha, futbolun parmaklarla değil, ayaklarla oynandığını biliyorum biraz. Simge gösterme konusuna gelince sözümüz var. Öğrenciliğimde, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği yıllarımda TÜRK DESTANLARI derin okuma inceleme konumuz oldu. Bozkurt, özellikle İSLAMLIK ÖNCESİ TÜRK DESTANLARI (Yaratılış-Alp Er Tunga-Şu-Oğuz Kağan-Bozkurt-Ergenekon-Türeyiş-Göç...) içeriklerinde yol göstericilik, yiğitlik simgesi olarak görülür. Destan olağanüstü sözlü metindir, ortak yaşam izlerini, milli değerleri yansıtır; milletin ilk çağlarıyla ilgili çıkarımlar barındırır.
Derslerde sonra İSLAMİYETİN KABULÜNDEN SONRAKİ DESTANLAR önümüze geldi. Onları da metinleriyle inceledik özellikle 10. sınıflarda. Artık Türkler Müslüman olmuşlardır. Yeni yaşam biçimleri harmanlaşmıştır. Müslüman olduktan sonra yol göstericiler, yiğitler de farklılaşmıştır. Battal Gazi-Danişmend Gazi-Köroğlu... simgeleşmiştir. Cüneyt Arkın'ın kaleden kaleye atlayışları bizim kuşakları az heyecanlandırmadı.
Gerçekler ortada yaşanınca olağanüstü simgelerin yerini erdemli insanlar almaya başladı, Fatih gibi, Atatürk gibi. Tabii gelenekler, görenekler kendi simgelerini -başkalarına dayatmadan- kültürler içinde sürdürdü. Zaten Cumhuriyet ve demokrasi bunun için nimettir.
Eee! Ders mi veriyorsun bize?
Yo! İlber Hoca söylemese kimse bilmeyecek simgeyi. Aslında lise öğrenimi gören, kitap okuyan herkes bu konuları biliyor. Sanki bugün görmüş gibi şaşışlara şaşıyorum ben de. Biz bu konuları 40-50 yıl konuştuk sınıflarda. Öncesi de sonrası da var. Bu yazıyı sosyal medya yazdırdı bana. Değer verdiğim insanlarımızın parmak işaretlerinin kırıcı olduğunu gördüm. Çirkin parmak oyunlu çocuk fotoğrafları içimi acıttı.
Futbol parmakla oynanmaz, ayakla oynanır. Arkadaşlar parmaklarımızı kullanarak şampiyon olacağımız çok şey var. Birliğimizi, birikimimizi oralara kullanalım. Güzel sanatlar, spor dalları, matematik, müzik, resim, edebiyat, ekonomi, bilim-teknik, eğitim, tıp, sinema... şampiyonlarını bekliyor.
Simgelerinizden vaz geçin demiyorum. Eller, parmaklar güzelliklerde buluştursun bizi bilinçlice.
Ben sizin kırmızı beyaza boyanışınızı sevdim Türkiye sevdasıyla. Atatürk ışısın yüreğinizden, beyninizden.
Heyecanı bitirmeyin yine de. 18. Avrupa Futbol Şampiyonası önümüzde.
FUTBOL PARMAKLARLA OYNANMAZ
Son günlerde bir spor etkinliğiyle dalgalandık. Dalgalarla günlük dertlerimizden uzaklaştık, uçtuk, havalandık. Dün akşamki son düdükle gerçek yaşamlarımıza döndük.
Sevinmek hakkımız tabii. Bizi sevindirenleri alkışlıyoruz. Alkışlar bilinçli olursa önümüzde daha çok maç olduğu bilinir. Bilince de yarın başarısına hazırlanılır.
Peki biz kimlerle spor etkinliğindeydik o sıcak günlerde? Olayın adı EURO2024 Avrupa Futbol Şampiyonası... UEFA (Avrupa'nın Uluslararası Futbol Yönetim Organı) etkili bu etkinlikte. Bu spor etkinliğine 24 milli takım katılmış. Yani bilerek, isteyerek bir etkinlik içinde yer almışız.
Farklılıkları değil uzlaşıları öne çıkarmalı spor. Bunun izleyiciyi coşturan dalı futbol insan kaynaşmasına katkı sunmalı. Tabii güzel oynayan kazanmalı. Beklenti bu.
Yurtta ve dünyada erdemsiz yöneticiler ve görevliler dengeleri bozuyorlar zaman zaman. Bu konuda uyanık olmak, suçlu konuma düşmemek gerek. Konunun yasal alanlarında sorunları çözme çabası önemli.
Sevinmeye susamış insanları kavgaya, küskünlüklere itmemek ustalığı beklenir öncülerden. Yoksa heyecanlı söylevler yurt ve dünya barışını bozar.
Ben futbol tekniklerini, UEFA kurallarını bilmem. Ha, futbolun parmaklarla değil, ayaklarla oynandığını biliyorum biraz. Simge gösterme konusuna gelince sözümüz var. Öğrenciliğimde, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği yıllarımda TÜRK DESTANLARI derin okuma inceleme konumuz oldu. Bozkurt, özellikle İSLAMLIK ÖNCESİ TÜRK DESTANLARI (Yaratılış-Alp Er Tunga-Şu-Oğuz Kağan-Bozkurt-Ergenekon-Türeyiş-Göç...) içeriklerinde yol göstericilik, yiğitlik simgesi olarak görülür. Destan olağanüstü sözlü metindir, ortak yaşam izlerini, milli değerleri yansıtır; milletin ilk çağlarıyla ilgili çıkarımlar barındırır.
Derslerde sonra İSLAMİYETİN KABULÜNDEN SONRAKİ DESTANLAR önümüze geldi. Onları da metinleriyle inceledik özellikle 10. sınıflarda. Artık Türkler Müslüman olmuşlardır. Yeni yaşam biçimleri harmanlaşmıştır. Müslüman olduktan sonra yol göstericiler, yiğitler de farklılaşmıştır. Battal Gazi-Danişmend Gazi-Köroğlu... simgeleşmiştir. Cüneyt Arkın'ın kaleden kaleye atlayışları bizim kuşakları az heyecanlandırmadı.
Gerçekler ortada yaşanınca olağanüstü simgelerin yerini erdemli insanlar almaya başladı, Fatih gibi, Atatürk gibi. Tabii gelenekler, görenekler kendi simgelerini -başkalarına dayatmadan- kültürler içinde sürdürdü. Zaten Cumhuriyet ve demokrasi bunun için nimettir.
Eee! Ders mi veriyorsun bize?
Yo! İlber Hoca söylemese kimse bilmeyecek simgeyi. Aslında lise öğrenimi gören, kitap okuyan herkes bu konuları biliyor. Sanki bugün görmüş gibi şaşışlara şaşıyorum ben de. Biz bu konuları 40-50 yıl konuştuk sınıflarda. Öncesi de sonrası da var.
Bu yazıyı sosyal medya yazdırdı bana. Değer verdiğim insanlarımızın parmak işaretlerinin kırıcı olduğunu gördüm. Çirkin parmak oyunlu çocuk fotoğrafları içimi acıttı.
Futbol parmakla oynanmaz, ayakla oynanır. Arkadaşlar parmaklarımızı kullanarak şampiyon olacağımız çok şey var. Birliğimizi, birikimimizi oralara kullanalım. Güzel sanatlar, spor dalları, matematik, müzik, resim, edebiyat, ekonomi, bilim-teknik, eğitim, tıp, sinema... şampiyonlarını bekliyor.
Simgelerinizden vaz geçin demiyorum. Eller, parmaklar güzelliklerde buluştursun bizi bilinçlice.
Ben sizin kırmızı beyaza boyanışınızı sevdim Türkiye sevdasıyla. Atatürk ışısın yüreğinizden, beyninizden.
Heyecanı bitirmeyin yine de. 18. Avrupa Futbol Şampiyonası önümüzde.
Sevgilerimle...
HAYRİ SARI
ETİKETLER
cinaraltikultursanat@gmail.com
YAZARIN DİĞER YAZILARI
GÖZLERİM ÇOCUKLARDA VE KÖPEKLERDE
SIFIRA VURDUM
ADLARI NECİP
RAMAZAN DİLENCİLERİ İÇİMİ ACITAN
ŞAPKA DEYİP GEÇMEYİN
KİTAP KOKULU AYDINLIĞA VEFA
ELLERİMİZ CEPLERİMİZDE