ARAŞTIRMACI YAZAR HALİDE HALİD YAZDI: "Gönlümün Adresi: ŞEHİTLER ADASI"


Gönlümün Adresi: ŞEHİTLER ADASI
“Önce Vatan” diyerek uzun bir yola çıktım...
Bu yolun beni nereye götüreceğini bilmeden, karşıma hangi yolların, hangi sınavların çıkacağından habersiz adımladım.
Zaman geçtikçe anladım ki ben sadece bir yol yürümüyorum. Bu yol, altı yıldır beni bambaşka bir âleme, bambaşka bir dünyaya, belki de kelimelerle tam olarak ifade edilmesi mümkün olmayan kutsal bir adrese -ŞEHİTLER ADASI’NA götürüyor.
Altı yıl...
Kimi için bir an kadar kısa, kimi için bir ömür kadar ağır geçen altı yıl…
Bu süre boyunca okuduğum her anı, dinlediğim her hatıra, yarım kalmış her hayat hikâyesi beni biraz daha o adanın içine çekti.
Öyle bir ada ki orada her yer pırıl pırıl parlıyor.
Orada sessizlik bile sessiz değil.
Her yerde onların ayak sesleri duyuluyor.
Sanki birazdan kapı açılacak, içeri girecekler, gülüşleri duyulacak, gözlerinde hayatın ışığı yeniden belirecek...
Yarım kalmış hayaller, yarım kalmış aşklar, yarım kalmış aile sohbetleri...
Geri dönecekleri umuduyla beklenen, ama bir daha dönmedikleri evler...
Beni bu yola bağlayan da tam olarak bu.
Ben onların yalnızca ŞEHİTLİK mertebesine yükseldikleri son anlarını değil, o ana gelene kadar yaşadıkları ömrü, içlerinde büyüttükleri hayalleri ve geride bıraktıkları hikâyeleri de anlatmak istiyorum.
Çünkü onlar yalnızca bir isim, bir tarih, bir fotoğraf, bir mezar taşı değiller.
Her birinin bir çocukluğu, bir annesi, bir babası, dostları, sevdikleri, evlatları, hayalleri, yarına dair planları vardı.
Söyleyemedikleri sözler, vedalaşamadıkları insanlar, hiçbir zaman yaşayamayacakları güzel günler vardı...
Ama her şey yarım kaldı; onlara ayrılan ömür sona erdi.
Ve ben altı yıldır yarım kalmış hayatların izlerini takip ederek yürüyorum.
Yaklaşık beş-altı aydır “Önce Vatan” susuyor. Ne sosyal medyada yeni bir paylaşım görülüyor ne de yeni bir ŞEHİT hikâyesi yazılıyor.
Bu sessizliğin nedenini soranlar az olmadı: “Peki, proje ne oldu? Neden devam etmiyor?”
Haklı bir soruydu.
Çünkü ‘Önce Vatan’ benim için hiçbir zaman bir süreliğine başlayıp sonra duran, vakit olduğunda devam edilen, olmadığında bir kenara bırakılan sıradan bir proje olmadı.
Bu ismin ardında benim için büyük bir sorumluluk var. Her ŞEHİT hikâyesinin ardında bir ailenin acısı, bir annenin hasreti, bir babanın sessiz hüznü, yarım kalmış bir hayat var.
“Önce Vatan”ın sustuğu bu aylarda ben ŞEHİTLERDEN uzaklaşmadım. Aksine, her birinin hayat hikâyesini yeniden gözden geçirdim.
Yarım kalmış hayatların ardında kalan hayallere, yaşanmamış günlere ve sevdiklerinin yüreğinde yaşayan hatıralara yeniden başvurdum; dinledim, okudum.
İçimdeki duyguları onları anlatabilecek sözlere dönüştürmek için zamana ihtiyacım vardı.
Onların ruhu ruhumda, nefesi nefesimde, bakışları bakışlarımda, gülüşleri ise gülüşlerimde yaşıyorsa artık susmak olmaz!
Bu yoldaki en büyük sorumluluğum tam olarak budur:
Susmuş hikâyelere ses vermek. Unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalan hatıraları yaşatmak, yarım kalmış hayatların izlerini gelecek nesillere ulaştırmak.
ŞEHİTLER ADASI’NA giden yol kolay değil. Oraya herkes gidemez.
Bu yol sabır ister, bu yol sadakat ister, bu yol vicdan ister.
Bu yol, her şeyden önce, karşılık beklemeden sevmeyi -koşulsuz sevgiyi gerektirir.
Bu yolun yükü çok ağırdır.
Her cümlenin ardında bir annenin gözyaşını görmek, fotoğrafta gülümseyen bir gencin artık bu dünyada olmadığını bilmek insanın yüreğinde derin bir yara açar.
Ama bütün bu zorluklara, yüreğimde açılan bütün bu yaralara rağmen ben geri dönmeyeceğim…
Çünkü artık bu yol benim için yalnızca yazmak değil; vatan uğruna yarım kalmış hayatlara, geride bırakılan hatıralara ve unutulmaması gereken değerlere karşı bir vefa borcudur.
Bu, ŞEHİTLERİMİZİN hikâyelerini yaşatma ve onların izlerini gelecek nesillere ulaştırma sorumluluğudur.
Ben, şerefi büyük, yükü ağır olan bir yolun yolcusuyum.
Yolun sonunda ne kadar yazabileceğimi, kaç hikâyenin kahramanının hayalleriyle baş başa kalacağımı, kaç insanın hafızasında bir ŞEHİDİN adını yeniden yaşatabileceğimi bilmiyorum. Bunu yalnızca Allah bilir.
Ama bildiğim bir şey var:
Yüce Rabbim bana ömür, güç ve fırsat verdiği sürece bu yolda usanmadan, yorulmadan yürümeye devam edeceğim.
Çünkü ben bu yola tesadüfen çıkmadım; “Önce Vatan” diyerek çıktım.
“Önce Vatan” dedik, gerisi teferruat...
Yıllar geçtikçe bu yolun kendine özgü bir adresi olduğunu anladım: ŞEHİTLER ADASI.
Benim yolum belki uzun olacak. Karşıma pek çok susmuş hikâye çıkacak ve her hikâye yüreğimde ayrı bir iz bırakacak.
Ama artık yolumun beni nereye götürdüğünü biliyorum.
ŞEHİTLER ADASI’NA…
Bu yolun sonu değil, kalbimin ait olduğu yerdir.
Ve ben inanıyorum ki bir ŞEHİDİN adı sevgiyle anıldığı, yarım kalmış hikâyesi hafızalarda yaşadığı sürece onun izi bu dünyadan silinmeyecektir.
Benim yapabileceğim ise bu izlerin peşinden gitmektir.
Bu yolu yürümek benden, onların adına dua etmek, onları unutmamak ise ŞEHİTLERE değer veren herkesten.
Benim yolumun yönü, gönlümün adresi ise belli: ŞEHİTLER ADASI…
HALİDE HALİD
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Araştırmacı Yazar
