EĞİTİMCİ, KARİKATÜRİST, YAZAR HASAN GÜMÜŞ'ÜN ANI YAZISI ÇINARALTI SAYFALARINDA


MUZ VE KAR
İlk Şubat tatilimden dönüyordum. Yeşilin cömert davrandığı Faraşlı Köyü bu kez bembeyaz bir örtüye bürünmüştü. Köyün göründüğü yere varmıştık. İkindi sıralarıydı. İlk görev yerim olan bu köy sanki doğup büyüdüğüm topraklardı. Köy arabası dönemeçleri bitirip tepeye varınca köy görünmüştü. Bir “Ohh” çektik. Kar kaplamış dağların eteğinde beyaz bir gelinlik giymiş gibiydi köy evleri. Doğrusu bu kadar karlı coğrafyayı ilk kez görüyordum. Kazma kürekle açılan yollar sonunda bitmişti. Şoför zafer kazanmış bir komutan edasıyla vites yükseltirken ilk köy evlerine varmıştık.
Günde bir kez kasabaya inen bu yarım otobüs kapılardan, pencerelerden bakışan insanlar için çok şey ifade ediyordu. Tabi ki benim için de öyleydi. İlk göz ağrım olan çocuklarıma, öğrencilerime kavuşacaktım. İçimi bir coşku sarıyor, heyecanlanıyordum. On beş günlük tatil çok uzun gelmişti. Bu özlem ve sevgi nasıl oluşmuştu? Bilemem... Sevginin sonsuz değerinin tam anlamıyla bilindiği gün mü? Bu duygularla köyün içinde ilerlerken çocukların kızaklarla kayganlaştırdıkları yolda aracımızın kaydığını hissettim. Kaydı, yoldan çıktı ve tarlaya girip gürültüyle yan yattı. Şoför küfürler savuruyor, araç homurdanıyordu. Balık istifi gibi olmuştuk. Epeyce uğraştan sonra araçtan çıktık.
Ufak tefek sıyrıkların dışında yaralanan olmamıştı. Başımı cama çarptığım için sızlıyordu ancak otobüsün etrafını saran çocukları görünce sızı mızı kalmamıştı. Birbirleriyle yarışırcasına bana sarılmaya başladılar. "İşte budur!" dedim kendi kendime ve ben de sarıldım. Bu sevgi yumağı beş ayın ürünüydü, ama yıllardır vardı başka başka yüreklerde. Apar topar eşyalarımı aldılar, eve doğru yola koyulduk. Soluk soluğa karlara bata çıka vardık. Alt katı samanlık, üst katı ev olan mekanıma. Her tarafı beyaz örtü altında olan bu ev benim ilk kiralık evimdi. Karşılama töreni evde sürdü. El öpmeler, sevinç sesleri... Bu içten karşılamayı hiç unutamam. Bu çocuklar, bu insanlar kendilerinde olanın en iyisini vermeye çalışıyorlardı. Ne mi? Tabi ki sevgi..
Farkında olmadığım şeyler görüyor, öğreniyordum. Çocuklara armağan etmek için bir şeyler getirmiştim. Öyle ya onlar bana neler neler vermişti. Hiç unutmam 24 Kasım'da yemin töreninden sonra köye döndüğümde, evimin kapısında bir sepette yumurtalar ve üzerinde bir pusulaya yazılmış "Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun” yazısını buldum. Var mıydı böyle bir şey? Gözlerim dolu dolu olmuş, ağlamıştım.
Beni karşılamaya gelen minik dostlarıma armağanlarımı verirken birer de muz veriyordum yemeleri için. Ancak nerden bilebilirdim ki muzu ilk kez gördüklerini, çikolatayı ilk kez tadacaklarını... Muzu kabuğuyla yemeye çalışan bu sevimli yaratıklar karşısında şaşırdım kaldım. Ekşiyen suratlarını anımsıyor ve hala gülümsüyorum.
HASAN GÜMÜŞ
YAZARIN DİĞER YAZILARI
DAYI !..
EMOJİLERLE SENİ SEVİYORUM