YENİ MİZAH YAZILARIYLA


Saat 12
Saat Kulesi rakamlarına baktı, “Artık vakit tamamdır” deyip, ateşböceklerini, kelebekleri ve martıları çağırdı. Akrep yelkovan bıraktı dönmeyi, izlemeye durdular; tembelliğe vurdular…
Sonra sessizlikten ürktüler, ne gelen, ne giden…
Karanlığı ve sessizliği bozan akrep oldu :
- Sahiden yel mi kovarsın ki yelkovansın?
- Neden sorarsın, ben sana sordum mu niçin akreptir adın?
- Aslında benim de merak ettiğim akrepliğim nerden diyedir.
- Su gibi akasın, tez koşasın diyedir.
- Nereden biliyordun bunu?
- Serkisoflu büyük dedem söylemişti.
- O zaman kaçma benden, anlat.
- Bırakmadın ki anlatayım.
- Neden her rakam başında oturup bekledim seni sanıyorsun?..
Hala gelen giden yoktu. Konuştular, koklaştılar; he şey durdu ve sonra saat hep on iki oldu… Bir daha kende baktılar. Nikomedya uyuyordu…
Ateşböcekleri, kelebekler ve martılar saat kulesinin altına yatıverdiler sere serpe… Ve sonra saat hep on iki oldu. Gidenler bir daha hiç dönmediler…
HASAN GÜMÜŞ
Ütopya Aydın
CAYDIN : Sık görülen dönek AYDIN
BAYDIN : Çok konuşan AYDIN
SAYDIN : Sayısal tiryakisi AYDIN
KAYDIN : İçtikçe konuşan AYDIN
KALAYDIN : Medyanın kalayladığı AYDIN
AYDINGER : Şeffaf AYDIN
SATAYDIN : Özelleştirme yanlısı AYDIN
KALSAYDIN : Toplantı bitmeden giden AYDIN
BULAYDIN : Çizgisini bir türlü bulamayan AYDIN
GÜNAYDIN : “Durum galiba kötü!” diyen AYDIN
GÖZÜNAYDIN : Lens taktıran AYDIN
CANAYDIN : Az bulunan AYDIN
Ve de Kuşum AYDIN
Daldan dala konan AYDIN
Yeter be hocam BAYDIN
Ütopya AYDIN
Hoşgör AYDIN
Ya da BOŞGÖRAYDIN…
ETİKETLER