GÜLSEREN DELİBAŞ YAZDI : "OKYANUS YÜREKLİ BİR CUMHURİYET KADINI"

OKYANUS YÜREKLİ BİR CUMHURİYET KADINI

18 Mayıs…Takvim yapraklarında sıradan bir gün gibi görünse de çağdaş eğitim, bilim, insan sevgisi ve kız çocuklarının geleceği için mücadele eden binlerce insanın yüreğinde derin izler bırakan bir tarihtir. Çünkü bundan yıllar önce, 18 Mayıs 2009’da; yalnızca bir bilim insanını değil, Cumhuriyet değerlerine ömrünü adamış büyük bir aydınını kaybettik: Türkan Saylan.

Bazı insanlar yaşarken yalnızca kendi hayatlarını değil, dokundukları insanların kaderlerini de değiştirirler. Türkan Saylan işte böyle bir insandı. O, yalnızca başarılı bir doktor, akademisyen ya da sivil toplum gönüllüsü değildi. O, Anadolu’nun en uzak köşelerinde eğitim umudu bekleyen kız çocuklarının “Türkan Hocası”, hayata küsmüş cüzzam hastalarının umut ışığı, çağdaş yaşamın yılmaz savunucusuydu.

Onu kaybettikten sonra, içimde tarif edilmesi zor bir sorumluluk duygusu büyüdü. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde yaptığım çalışmalar daha da anlam kazandı. Çünkü biliyordum ki; Türkan Saylan’ın en büyük arzusu, eğitimle aydınlanan bir Türkiye idi.

Yıllar boyunca onun gerçekleştirdiği projelere, insanlara yaklaşımına, bitmek bilmeyen çalışma azmine yakından tanıklık ettim. Özellikle kız çocuklarının eğitimi için verdiği mücadele, yalnızca bir sosyal sorumluluk çalışması değil; aynı zamanda toplumsal dönüşüm hareketiydi. “Kardelenler” projesiyle Anadolu’nun yoksul köylerinden çıkan binlerce kız çocuğu eğitim hakkına kavuştu. O çocukların her biri, bugün bu ülkenin öğretmeni, doktoru, mühendisi, sanatçısı olarak yaşamın içinde yer alıyorsa, bunda Türkan Saylan’ın emeği vardır.

Onun en büyük özelliklerinden biri de, insanlara yalnızca yardım etmekle yetinmemesiydi. İnsanların kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için mücadele ederdi. Eğitimin, insan yaşamındaki yoksulluk zincirini kırabilecek en büyük güç olduğuna inanırdı. Bu nedenle özellikle kız çocuklarının eğitimine ayrı bir önem verirdi. Çünkü bilirdi ki; eğitilen bir kız çocuğu, yalnızca kendi yaşamını değil, geleceği de değiştirir.

Türkan Saylan’ın yaşamı boyunca karşılaştığı zorluklar da az değildi. Eğitimde eşitlik için verdiği mücadelede kimi zaman önyargılarla, kimi zaman haksız suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Ancak o, hiçbir zaman geri adım atmadı. Bilimden, hukuktan ve Cumhuriyet değerlerinden vazgeçmedi. Çünkü onun yolu, Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlanma yoluydu.

Benim için Türkan Saylan’ı anlatmak her zaman çok zor oldu. Çünkü onun yaşamına sığdırdığı projeler, yetiştirdiği insanlar ve bıraktığı izler birkaç cümleye sığmayacak kadar büyüktü. Ne zaman onu düşünsem aklıma önce “okyanus yüreği” gelir. İnsan sevgisini yalnızca sözle değil, yaşamıyla gösteren ender insanlardandı.

2016 yılında Malatya’da bulunduğum günlerde, bazı insanların Türkan Saylan hakkında önyargılı düşünceler taşıdığına tanıklık ettim. İnternet ortamında yayılan asılsız haberler beni derinden üzdü. İşte tam o günlerde, onun gerçek yaşamını, mücadelesini ve insan yanını anlatan bir kitap yazmaya karar verdim. Çünkü yeni kuşakların onu doğru tanıması gerektiğine inanıyordum.

Bu düşünceyle yıllar süren araştırmalara başladım. Türkan Saylan’ın kendi kaleme aldığı kitapları yeniden okudum. Onunla yapılan söyleşileri, hakkında yazılan yazıları inceledim. Türkiye’nin dört bir yanındaki Çağdaş Yaşam gönüllülerine, şube başkanlarına, kardelenlere ulaştım. Anılar topladım. Her anlatılan anı, onun insanlara nasıl dokunduğunu bir kez daha gösteriyordu.

Bu süreç benim için uzun, yorucu ama çok anlamlı bir yolculuktu. Sonunda ortaya çıkan “Türkan Saylan Zemheri Ayazında Kış Güneşi” adlı kitabımda yalnızca bir yaşam öyküsünü değil; aynı zamanda Cumhuriyet’in aydınlanma mücadelesini anlatmaya çalıştım.

Bugün onun aramızdan ayrılışının üzerinden yıllar geçmiş olsa da bıraktığı ışık hâlâ yol göstermeye devam ediyor. Çünkü bazı insanlar ölmez; düşünceleriyle, yetiştirdikleri insanlarla ve umut ettikleri yarınlarla yaşamayı sürdürürler.

Bir kız çocuğu okul yolunda yürüyorsa,
Bir genç kadın özgürce mesleğini seçebiliyorsa,
Bir insan karanlığa karşı hâlâ bilimi savunabiliyorsa,
orada biraz Türkan Saylan vardır.

Ve inanıyorum ki; papatyalar yeniden açtığında, kardelenler toprağı delip çıktığında, bu ülkenin aydınlık yüzlü çocukları onu hep sevgiyle anacaktır.

GÜLSEREN DELİBAŞ

18 MAYIS 2026

GÜLSEREN DELİBAŞ

YAZARIN DİĞER YAZILARI