ÖRTÜLÜ KAFES



ÖRTÜLÜ KAFES
Radyoda enstrümantal bir şarkı
derin kuyulara düşen
hüzün panayırı zaman
alın çizgisinde gam yüküyle terleyen
kasvetli dağ başı kırık aynalar
Vururken nağmelere bezeksiz sözcükler
cam kesiği istasyonlar dolaşıyor
kınından çıkmış sivri dilli şiirlerde
Takvimlerin tılsımlı suretinde debelenirken
yaylım ateşli şafaklar
arıtmakla uğraşıyor hayat
denizlerde çırpınan hayal perdesini
Karanlık menzillere doğru koşarken
yıldızsız bir gece vakti
ölümün soğuk yüzüyle karşılaşılır insan oğlu
mavzerler körelir
yıkılır bütün köprüler
o sen misin yoksa yeryüzü
bilinmeyen kafeslerle üzerimize örtülen
GÜLÇİN YAĞMUR AKBULUT