EKMEK DAVASI

EKMEK DAVASI

Genç bir delikanlı, ekmek almak için her zaman ki fırına girdi. Unlu unlu uyuyan fırıncı yerinden fırlayarak aşinası olduğu delikanlıya yampiri bir bakış fırlatarak:

- Bir şey mi istediniz?

- Ekmek çıktı mı? diyecektim.

- İki dakika sonra yeni ekmek çıkıyor, biraz bekleyeceksiniz dedi.

Delikanlı, kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaşlıca bir adamın girdiğini gördü. Kırlaşmış saçlarını örten başında dörtgen şapkası. Eskimiş ceketinin sol yakasının altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu. Selam verdikten sonra fırıncının tezgâhına yaklaşarak:

- Fırıncı evladım benim ikizler acıkmışlar ekmeklerimi alayım dedi.

- Hemen vereyim bey amca.

Fırıncı, adamın kendisine uzattığı torbayı alarak tezgahın altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden 4-5 tane çıkarttı. Delikanlı o sırada ayağa kalkıp taburedeki yerini yaşlı adama vermişti bile. Fırıncının hazırladığı bayat ekmeklere dokunmak ihtiyacını hissetti. Ekmeklerin şekli değişmiş, taş gibi katılaşmıştı. Delikanlı fırıncının kulağına eğilerek:

-Bu amcaya neden ekmekleri beklemesini söylemiyorsunuz? diye sordu.

Fırıncı aynı fısıltıyla karşılık verdi.

-Bayat ekmekleri kendisi istiyor. Çok fakir olduğundan, ona yarı fiyatına veriyorum.

-Kim bu adam?

-Kore gazilerinden, dedi fırıncı.

-Oğluyla gelini bir trafik kazasında vefat edince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır onlara bakıyor, hem de çok az bir maaşla.

Fırıncının anlattıkları karşısında delikanlının içi yandı, gözleri ihtiyarın şapkasına takıldı. Yüzünün vadisinde çocuklar saklambaç oynuyordu. O anda kendince bir şeyler yapmak ihtiyacını hissetti. Fırıncıya:

-Aradaki farkı ben vereyim, ona taze ekmeklerden verin dedi. Fırıncı itiraz etmedi. Biraz sonra fırından çıkan taze ekmekleri fark ettirmeden adamın torbasına doldururken, taş gibi bayatlaşmış ekmekleri de yeniden tezgâhın altına koydu.

-Çok şanslısın amca, dedi fırıncı.

-Çocuklar için sana bugün pasta gibi ekmek vereceğim.

Yaşlı adamın gözleri parladı. Gamzesisin yaylasında karanfiller boy verdi. Bir evlat sevgisiyle kucakladığı torbayı göğsüne bastırarak:

-Allah senden razı olsun evladım. Bugün onların doğum günü olduğunu nereden biliyordun?

Delikanlı, çocukları sevdirmenin coşkusunu; küçüklüğünde aç kaldığı günlere iç geçirerek iyilik yapmanın onurunu yaşadı.

TURAN KAYIKÇI