CEVAP VER SOKRATES, İYİLİK NEYDİ?

2/4/2024

Katilini “İnsan bu havada dışarıda mı bırakılır abim?” diyerek arabasına aldı ve “Bu hayatta herkese güvenmeyeceksin” cümlesini duyarak can verdi.

Bu ülkede, üşümesin diye arabasına aldığı müşteri tarafından öldürülen bir taksiciyle birlikte iyilik ve insanlık da öldü. Eşi kanser tedavisi gören, kızı lisede okuyan o masum taksiciyle birlikte tüm iyi niyetlerimizi de koyduk mezara. Daha kızının üniversiteyi kazandığını belki evlendiğini görecekti. Kendince hayalleri vardı.

Milletçe başımız sağ olsun...

Toplum bilimci Emre Kongar uzun yıllar önce okuduğum “İçimizdeki Zalim” isimli kitabında “Siz bir zalim misiniz?

İçinizde zulmetmeye yönelik eğilimler var mı?

Zaman zaman öfkenize yenik düşüyor musunuz?

Çok kızdığınız bir insana içinizden veya dışınızdan ‘gebersin!’ dediniz mi hiç?” diye sorar.

Düşün sana kötülük yapmak bir yana, iyilik eden gecenin bir yarısı evine gidecekken arabasına alıp tebessümle tatlı tatlı sohbet eden bir insanı hiçbir sebep yokken ve aranda hiçbir hukuk yokken, öldürüyorsun!

Zerre kalbin acımadan, onun bir ailesi olduğunu düşünmeden, bu hayattan, hayallerinden, sevdiklerinden koparıyorsun.

Bu noktada ahlak felsefesinin pek çok sorusu geliyor akla:

*İnsan doğuştan iyi bir varlık mı, yoksa kötü mü?

*Merhametli doğuştan mı yoksa öğrenebilir mi?

* İnsanoğlu zalim olmayı öğrenir mi, yoksa içinde bu güdülerle mi doğar?

*Bir insan kendisine zerre zararı olmamış birine neden acımasız olabilir?

* İyilik ve kötülük ne ara bu denli karıştı birbirine?

“Kimse bilerek kötülük yapmaz, kötülük cehalettendir.” diyen çok sevdiğim Antik Yunan filozofu Sokrates’in mezarının başına gidip “Bilmiyorsun Sokrates, sene 2024 insanlık çok şey icat etti, hafsalanın alamayacağı teknolojik gelişmeler oldu senden sonra. Ama insan, insanlığını, ahlakını, merhametini ve iyi niyetini kaybetti demek istiyorum.

Üstelik cehaletten kaynaklanan zulümle mücadele daha kolaydır. Bile isteye kötülük yapıyor insanoğlu Sokrates duy beni!

Oysa ki zaman içerisinde kendini geliştiren teknolojiler üreten insan, ortak bir akıl da geliştirir. Empatiyi, adaleti öğrenir ve vicdan sahibi olur.

Ahlaki evrim ters yönden anlayacağın Sokrates.

Hayatımıza yön veren iki duygu olan sevgi ve nefret tamamen birbirine girdi.

Üç gün önce sevdiğimiz takip ettiğimiz ya da aşık olduğumuzu söylediğimiz insandan üç gün sonra nefret edebiliyoruz. Sevgimize karşılık bulamayınca canice öldürebiliyoruz.

Bize hiçbir zarar olmayan zavallı hayvanlara zulmedebiliyoruz. Hatta zulme seyirci kalabiliyoruz. Mesela bir fenalığı önlemek, kavgayı ayırmak yerine kameraya alabiliyoruz.

İçimizdeki nefret giderek büyüyor Sokrates!.. Bundan beslenir hale geldik ve zulmü, nefreti öğrenip bunu üretiyoruz üstüne.

Öfke, nefret, kin ve linç yükseliyor Sokrates!..

Senden sonra işler çok değişti inan. Yüreğimizi başkalarının acılarına kapadık ve biz artık bilerek kötüyüz Sokrates, bilerek ve isteyerek. Bunun cehaletle ilgisi yok...

Bir Çin atasözü der ki :

“Kalpler birbirinden uzaklaştıkça sesler yükselir, yaklaştıkça fısıltıya döner. Kavgada bağırmanın sevgide fısıldamanın sebebi budur.”

Ey vicdan, Ey sevgi, Merhamet!.. Her neredeysen çık gel ve yeniden yerleş biz insanların kalplerine...

Cahit Zarifoğlu “ Bir incelik gösterin incinmesin yüreğim” diyor “Ilık Kocaman Bakışlar” isimli şiirinde.

Bu ülkede bir iyi yürek incelik yaptığı yerinden incindi, can verdi.

Başımız sağ olsun!

Onunla birlikte birine iyilik yapma isteği de gömüldü mezara.

Vicdan mı?..

O çoktan derin bir uykuya daldı, geçmiş ola...

ŞAHSENEM PARLAK