BİR SÜLEYMAN PEKİN ŞİİRİ: "ÂRA’F-DALIK PARAGRAFLAR"

SÜLEYMAN PEKİN

ÂRA’F-DALIK PARAGRAFLAR

İçindeki boşlukla yer değiştirir dışındaki boşluk

Fırlatılan kendini fırlattığında

Sâkinler varoluşsal sarhoşluk

Ve özne sükûnetten doğar

Yaratı insanı var eder

Yaratamayan de facto yok

Bilinçte de şiddet var

Bilmeye değer

Ol’mak olmamanın farkında olmak aslında

Öte’deki beriyi beri’deki ötede görmek

Tümevarma denemesi tüm öykü

Anlamlandırma idmanı anlatılarla

Ki dünyâ bir anlam ara’sı

Zaman at gözlüğü ve mekân mahkûmiyet

Panoptikon[1] bedenlerden tahliye

Tahkiyeyle mümkün çünkü

Varlık sürûru minnettar memnûniyet

Vâroluşsal heyecan da ruh ekstrası

Aşk ve mânâ yarımı tam eder

Aşkın anlam Adam’ı Kadmon[2] eder

Rûhun kolektif özüne lüzum

Öykülenme bir yörüngelenme

Bir umûda tutulum

En baştaki bütünlüğe erişim

Kaostan kozmoza bir denge

İnsana farkındalık yaraşır

Ey boşluktaki beşer; arayış canlısı

Ara anlamla, boşluk aşkla aşılır

Ve ölüm olduğu için yaşam var

Aslında ölümsüzlüğümüzün izdüşümleri

Vâroluşsal hâller olarak ölümler

Ona gülmek hayâta gülümsemektir

Önce’yi sonra’ya bağlamaktır an’da

Afektif [3] bir tefekkür

Zaman ve mekândan münezzeh

Allah gibi anlam da

Bütünde devamlanma tek erek

Aslî döngüde tamamlanma asla dönerek

Aşkın içkinlikteki içkin aşkınlık

Yokolma nâmümkün

Her doğum bir şaşkınlık

Her ölüm yeni bir vâroluş

Akıl ana, bilinç baba

Ve insan çaba

Sonsuz olanın sonu - uzu yoktur

Akıl, irâde ve vicdan sonsuzluğu giydirmektir

Adâlet ara’nın ara, sonra’nın ana kurgusu

Ve anlam âlemi genişletir

Farkındalık bir mıknatıstır, her şeyi çeker

Ne kadar eksiksek o kadar fazlalaşabiliriz

Bilinç sahte cenneti gerçeğe çeker

Kendimize ulaşabilirsek bedeni aşabiliriz

İnsan bir âraf [4]

Beyin de evren gibi

Ziyâdesiyle dolu bir boşluk

Yaşam bir paragraf

Ki onu mânâ paraflar

Çeşitlenen, zenginleştiren mânâlaşır

Ve tanrısallaşır mecazlayan, melezleştiren

Maddeleşir katılaşan, sığlaşan

Yeknesaklaşan metalaşır

Beşerin çekirdeğinde bir ayna var

Allah’ı mı, anlamı mı yansıtır?

Varlık, birce aşkosfer

Yokluk, anti-varlık

Veyâ varlığın ters aynası

Her şey birbirine mündemiç

Ve birlikte var

Âhiret dünyayla, mânâ maddeyle

Ruh bedenle, özne nesneyle

Öz’ü refere eden mutlak öz

Künfeyekûn öncesi töz

Doğuş bir şiddet

Oluş bir şiddet

Eril iş iyicil absorbasyon

Ne ki tekrârize hayatlar

Ve aslında can sıkıntısı

Can’ın “beni hisset” çağrısı

Hep değer görmeyi bekleme de

Özünde bir değersizlik hissi

Kendini görememe ve verememe

Nasıl var olsun kendiliği olmayan

Bedenin rûhu örtmesidir seni sıkan

Kensizdilik künsüz feyekûn

Başka bir dünyâyı hak edenler

Bu dünyâda başka bir dünyâ vâredenlerdir

Gideceğin yer için bunu böyle bil [5]

Anadan doğanlar nesne olurlar

Kendinden doğanlar özne olurlar[6]

İkinci kez doğanlar ikinci bir yaşam dileyebilir

Tek bir doğumla yetinenler

Başka bir yaşamı hak etmeyenlerdir

Kendinden kaçak[7] or kendine koşak

Gel anlamlaşak[8]

Çok kitap okudum

Değişti hayâtım her defâsında

Hep anlamsallığı konuştum, yazdım[9]

Zirâ eksikliğin anası mânâ

Zaman bir ziyâdetör

Bir çoğaltma sayacı vicdan

Zayıflık güç temerküzü için bir avans

Ve isyan bir dönüşüm

Varlığın yokolmazlığını buldum :

Ölümü yürürlükten kaldırıyorum.

26-27 Ocak 2026 – Başiskele Bahçecik [10]

[1] İngiliz filozof Jeremy BENTHAM'ın tasarladığı sürekli ve bütünüyle gözetlenen, tek odalı hücrelerden oluşan özel hapishane..

* Günümüz Panoptik Çağ (Jean BAUDRİLLARD) veya Post-Panoptikon Devir (Byung-Chul HAN) olarak adlandırılabiliyor.

[2] Kâmil, olgun, yüce

[3] Ruhdurumsal duygu dışavurumu

[4] Aynı zamanda bir sûre

[5] "Şekere alışmış akrebi öldürmezsen şekerden zehir yapacaktır / Çocukların için bunu iyi bil" (Sezâi KARAKOÇ) den/dan esinle..

[6] Neşet ERTAŞ (Yolcu) : “İnsandan doğanlar insan olurlar / Hayvandan doğanlar hayvan olurlar”

[7] Sezen AKSU (Keskin Bıçak)

[8] Gel anlaşak (iç anadolu ağzı)

[9] “Hep acıyı söyledim, acıyı yazdım / Ne acı! Gerçeğin soylu acısı” (Dilâver CEBECİ – Tesbih şiiri)

[10] M.Bilgin SAYDAM’ın “Ara-‘f’dalık-lar / İnsanın Hâlleri ve Eylemleri: Psikomitolojik Çözümleme” kitabının Birinci Kısmının ilk 9 sütununun çağrışımlarıdır. Onun yazdıkları (Deli Dumrul’un Bilinci, Psikomitoloji) üzerine ayrıca yazmayı düşündüğüm için şiirsel metin daha çok ondan tedâilerle, Âra’f-dalık etkilerle doludur.

* Bu arada İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’nın 1.baskısı (Mart 2017) olan eseri A4 kâğıdına basarak I’nci ve II’nci kısım olarak - spriral - ciltlettiren Sâlih Karabey dostuma da teşekkürlerimi sunayım, zîra metin etrâfındaki büyükçe beyaz boşluklar da çağrışımı provake ediyor; tahrik-i tedâi..

--

Süleyman PEKİN
Hürriyetçi, Müslümcü, Tarihçi